"İyi kızlar" ve "şirretler" birbirinden çok farklı görünseler bile aslında, aynı madalyonun iki yüzünü oluştururlar. Her şey söylenip olduktan -ya da söylenmeyip olmadıktan- sonra, sonuç yine aynıdır: Kendimizi çaresi ve güçsüz hissetmeye devam ederiz. Yaşamımızın niteliği ve yönü konusunda herhangi bir denetimimiz olmadığını hissederiz. Önümüzdeki gerçek sorunları açığa çıkarıp ele almayı beceremeyişimiz, kendimize duyduğumuz saygıya zarar verir. Ve sonuçta, hiçbir şey değişmez.
"Kavga etmemize rağmen sonunda haksızlıklara boyun eğmeye devam ediyorsa, yakınmamıza rağmen kendi umutlarımıza, değerlerimize ve potansiyelimize ihanet edecek şeklinde yaşıyorsak ya da toplumun şirret, dırdırcı, öfkeli ya da yıkıcı kadın klişesine uygun davranmaya başlıyorsak, depresyon, kendine saygı duymama, kendine ihanet etme ve hatta kendinden nefret etme gibi duygularla karşılaşmamız kaçınılmaz olacaktır."