"Peygambersiz insan mı olurmuş?"
"Olur elbette, sen peygamberli olanlara da bakma, çoğunun asıl inandığı yalnızca kendileridir de herkesten gizlerler. Yaşın biraz büyüsün, kendin karar verirsin. Ben senden yalnızca iki şey isterim, iyi biri olmanı ve çalışkan olmanı. İnsana bu yaraşır."
"Gavsono, mülteci demek. Kendi toprağından kopan, başka toprağa savrulan kişiye denir. Rüzgârın önündeki yaprak gibi. Toprağını yitirmek belleğini yitirmektir. İsa bunu tersinden yaşadı, önce belleğini sonra toprağını yitirdi, rüzgâra kapılmış, oradan oraya dolanıyor."
"Şu yukarıdaki evlerde yaşayanlar ölülerden korkar ya, ben õlülerden değil o evlerde yaşayanlardan korkarım. Bazen buraya öyle cenazeler gelir ki, ağbisinin kurşunuyla ölen delikanlı mı dersin, üç aylık kocasının dayağından ölen gelin mi dersin, kan davasına kurban giden bebek mi dersin, yürek dayanmaz. Sonra da bana diyorlar ki, Josef Usta neden çarşıya çıkmıyorsun, neden herkesten uzak duruyorsun? Ben bana yetiyorum burada,
"eskiden burada savaş vardı, eh, savaşta da hayatlar altûst hale gelir. Aileler, şehirler, devletler dağılır. Sonra bir gün savaş bittiğinde artık hiçbir şey eskisi gibi değildir."