Murat Yahşi

Murat Yahşi
Reading it is like a song that touches my soul :)
Bugünden bakınca o zamanlarda sahip olduğumuz özgür­lüğü pek de iyi kavrayamıyorum. Bir diktatörlükte yaşıyorduk, cinayetlerden ve suikastlardan, olağanüstü halden, sokağa çık­ma yasağından bahsediliyordu ama bütün bunlara rağmen hiç­bir şey beni günümü evden uzakta başıboş geçirmekten alıkoy­muyordu. Maipü sokakları o zamanlar tehlikeli değil miydi? Geceleri evet, gündüzleri de öyle, ama yetişkinler ya kibirden ya saflıktan ya da kıbir ve saflık karışımı bir duyguyla bu tehli­keyi görmezden geliyormuş gibi yapıyordu: huzursuzluk yok­sulların meselesi, iktidarsa zenginlerin işi, diye düşünüyormuş gibi yapıyorlardı ve hiçbiri ne yoksuldu ne de zengin ya da en azından o sokaklarda o zamanlar henüz kimse öyle değildi.
Sayfa 21-22·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Şöyle düşündüm: bizimkilerde ne tipi var? Aslında anne babamızın bir tipi olmaz. Çünkü onlara doğru dürüst bakmayı asla öğrenmeyiz.
Sayfa 18·Kitabı okudu
Alıntı
Yakındır...
İdeal eş, bir bilgisayar yazılımı mı? Anlaşılan, insanlar artık hologramlardan sevgi umuyor. Robotlara gönlünü kaptırıyor. Söz, duygu, düşünce hatta deneyim emojiye indirgendi. Benlik imgesi ise avatar. Hipergerçekliğin Everest zirvesi! Androidlerle nikahlanacağız. Etlerimiz kemiklerimizden sıyırılsın. Metal iskelet, elektronik devreler ve harddiskle yola devam ederiz. Markalı, yayımlanan, download edilen sanrılar, yaşantıdan daha güzel. Yapaylık, doğallıktan daha temiz. Ebedi mahkumiyet eşittir özgürlük. Kendini imha ise kemale ermenin güvenli yolu.
Sayfa 127-128·Kitabı okudu
Alıntı
~ Dünya nereye gidiyor? ~
Sayfa 127·Kitabı okudu
Alıntı
En öğretici oyun, boşluk doldurmadır. Çünkü hayat bir boşluk doldurma oyunudur. [ATOM HOWL, 1917-1997 Sessiz Gerisayım]
Sayfa 122·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam