Askerde günler birbirine çok benzer zannedilir. İnsan sığ ise öyle zanneder. Oysa askerde de başka her yerde de hiçbir gün bir diğerine benzemez. Mesela tarih farklıdır. Tarihin farkının önemli olamayacağı bir durum var ise günlerin birbirine benzeyip benzememesi zaten hiç önem taşımaz. Benim de günlerim böyle geçti. Haricen sayılı günün çabuk tükeneceği de söylenir. Bu da doğru değildir. Mesele görecelikle alakalıdır tamamen. Geçmesini beklediğiniz, siz beklediğinizden geçmiyor gibi gelir. Oysa dünyanın dönüş hızı değişmez. Zaman aynı hızda akar. Benim de askerliğim aynı hızda akan günlerin birbirlerini kovalaması ile geçti. Geçti diyorum ama aslında geçmek bilmedi. Çünkü bir müddet sonra çıktığım o tepeden bakmak bana yetmemeye başladı. Bu şekilde kendimi kandırdığımı anladım
İnsan geleceğe hangi anısının kalacağını seçemiyor. Yaşarken diyorsun ki bu anı ölene kadar unutmayacağım. Yani unutmam herhalde diye diyorsun bunu. Ama unutuyorsun. Bu da bir şey mi, bazen de oluyor ya, bu anı lütfen yaşanmamış sayalım, hemen unutalım; bu ise bir türlü geride kalmak bilmiyor, ilk anın tazeliğiyle dimağını eritiyor da eritiyor.
İnsan akletmeye başladığı an dünya üzerindeki yürüyüşünün her adımında biraz daha yalnızlaşıyordu, bunu elbette o an anlamadım. Biraz zaman aldı bunu kavrayışım. Çünkü yalnız olmamak sadece ve sadece etrafında seni anlayan insanlar varsa mevzubahisti. Oysa akletmeye başlayınca insan anlardı ki, insanlar akletmiyorlar, düşünmüyorlar, merak etmiyorlar, bilmiyorlar. Böyle oldukları için de seni anlamaları mümkün değil. Bir deneme, hayır bu beni anlamadı, ikinci deneme, hayır bu da anlamadı. Bininci deneme. Elbette bu da. Bir yerden sonra kabulleniyorsun. Yalnızım ben. Bunlar ise zavallı insanlar. Dost değiliz. Onları sevemem, onlara merhamet besleyebilirim ancak. O da ancak kendimden merhameti esirgemediğim anlarda. Başka bir yere özlem duymaya başlayışıma daha epeyce zaman var.
Aslında mesele de tam buydu. Bu çağda bu coğrafyada bu şartlar altında yaşıyor olmak. Siz ne kadar akıllı olursanız olun, etrafınız sizi ahmak yerine koyan bir koza ile örülüydü.