Unutulmamak birinin, bir şeyin hafızasına nakşolmak mı, unutulup anılmadığında bu tümden kayıp mı? Derler ya hani, dünyada her şeyin sayısı sabit kalır, ne eksilir ne azalır diye, bu söze önce umutlanmak, sonra neye umutlandığının gölgesi hatta üzüntüsü ve sonunda aslında her şeyin hiç değişmeden aynı kalışına esef edip kalış var ya, işte sanki böyle, aynı şeye önce sevinmek, sonra üzülmek, sonra da değişenin olmadığını görüp bunu en bilmeyen ilk hale dönmek. Ne beyhude bir yolculuk
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Otuz dokuz yaşındaydım. Öylesine şaşkındım ki otuz dokuz yaşına nasıl geldiğimi oturduğum bu masada hatırlamıyordum. Geriye bakarken başım dönüyor, önüme bakarken midem bulanıyordu.
Bir şey söyleyeyim, benim de değil, ben de değilim, evim de değil, evimde de değilim ve hiç beğenmiyorum, kusura bakmayın bir günbatımıyla, iki zebra deseniyle, çıtanın koşarken gerilen vücuduyla olmaz bu işler
Şimdi sen ne isen ben o değilim. Hayatımı senden ayrılmaya adadım, hiç bitişmeye çalışma. Herkes her şeye böyle bitişip yapışmaya meraklı olmasa, sen bir tepede, ben bir düzlükte, öbürü bir su kenarında me<.ela. hm düzlüğün hareketsiz sonsuzluğundan, sen tepenin itiverme korkusundan, öbürü de kararan sulardan alsa alacağını ve herkesin bulunduğu yerde yapacağı ile bitiriverseydik zamanımızı, kendimiz olarak gidiverme imkanımız olacaktı. Herkesin kendi yerine yaşadığı ve kendi yerine öldüğü söylenir hep, ama herkes kendi de değil, kendi yerinde de.
Dünyayı, hatta gökyüzünü gözümde soldurdun. Senin, onun içindeki rahat hareketlerin ve onun buna ses çıkartmayışı beni dünyasız, göksüz ve vatansız bıraktı. Dünya vatandaşı derken dilini şaklatıyorsun da, hayat kadını diyince neden dudak bükü yorsun?