Devir öyle bir devir ki insan kalkıp da "Şuyum," diyemiyor; iyi bir şey zannedip "Ben de," diyorlar. Şöyle gönül rahatlığıyla bir içimi döküp "Yahu ben şizofrenim galiba," desem "Aa devir şizofreni devri kim değil ki, sen beni bilsen," diyorlar. Onları duyunca birden benim şizofrenim ister istemez iyi bir şeye dönüşüyor
Oturup bir iki kaşık dondurma attı ağzına. Şöyle bir an durdu. Ağzı dolu, gülümseyerek, bir şey unuttum işareti yapıp mutfağa yöneldi. Karanlık lavabonun başına geçti; ağzından bir parça dondurma düştü. İçinden çatlama ve bir ağaç yıkılırken duyulan sesler geldi. Yüzü, çenesi ıslandı. Sessizce sarsılmaya başladı. Yüzünden akanlar lavaboya düşmüş dondurmada minik delikler açıyordu.
Cesaret sanıldığı kadar zor muydu? Cesaret hep sürmezdi ya. O, korkak yaşamaya cesaret. etmişti, ömür boyu yakasını bırakmayacak bir şeyle yaşamaya. Hırsla gözleri yandı.
Zaman akar mı, durur mu, içinden mi geçilir, tümüyle dışındadır da uzaktan ya da kenarından mı bakılır? Her şey mecaz ise ve işaret aranıyorsa, pek de bir şey bulunamıyorsa, kendi kendini tüketerek bir yol yürünüyorsa mecaz başka bir mecazla ancak bir gönül hoşluğu yaratıp boşlukları doldurmada yine yetersiz kalıyorsa, bütün düşünme, anlama çabasına rağmen insan yetersiz kalır.