Bu dirilik can mıdır?Bu ölülük vefat mıdır, yürümek midir, göçmek midir, öbür dünyaya doğmak bu mudur, öbür dünyadan buradakini boğmak bu mudur? Bilmem ki söyleyeyim, acaba bilsem söyleyebilir miyim, insanın bildikleri söyleyebildikleri midir? Yoksa bilmek feryat mıdır, bilmek söze mi dökülür göze mi, gözden mi dökülür, bu dökülenler nerdedir, birikir mi, kurur mu?
Bir gerçek dert konuşmaya başlayınca sanki değerini ve ederini terk etmiş oluyor.Dili çözünen dert, anlatılabilir dert, hele anlaşılabilir dert, dert değil sosyalleşmenin bir başka yoluydu.
Beklemek,bir şeyin yoluna ve haline girmesini beklemek, beklerken olacak olanın olması için gereken her türlü başka hale geçişlere, kalışlara tahammül etmek ne zor şeydi. Başı da, ortaya daz sonu da bilip beklemek ne tahammülü güç şeydi.Tanrı'nın da yaptığı bu muydu? Baş ,orta, son belli helak kaçınılmaz, ancak önemli olan o zamanı geçirmek, o zamandan geçmek. Ve geldiğinde gelmemiş gibi,bilmemiş gibi, yaşamamış gibi gelmek,rüyayı görüp uyanmak ve "Neyse rüyaymış."demek ve aynı yerden uyumaya devam etmek. Yaşamaya da, ölmeye de yazı. Bu ölüm için yaşamaya, bu yaşamak için ölmeye yazık