Sadece yazmaya çalışan biriydim belki de? Beceremeyen. Bir türlü tutturamayan. Yazdıkları anlaşılmayan. Beğenilmeyen. Sevilmeyen. O yüzden deliren biri de olabilirim.
Çocuğun yanında sigara içeceğiz hepimiz. Matruşka sigaralarımızdan çıkan dumanlara bakacak cin gibi. O duman da kelebekler görecek, oyuncaklar, çiçekler... hep güzel şeyler. Matruşka bizim sisli dünyamızda büyüyecek ve ne öğrenecekse hepsini sisin içinde, bizden öğrenecek. "Sence kime benzeyecek bu çocuk şair?"
"Bence şiire benzeyecek."
Her şehri garibanlar kurar. Başka bir şehirden kovulanlar. Yollara koyulanlar. Yollarda sevdiklerini yitirenler. Umutsuzluğa düşenler. Ölmek isteyip de bir türlü ölemeyenler. Sürünenler. Onlar kurarlar tüm şehirleri. Ve yine onlar yıkarlar. Garibanlar. Onlar bu şehri terk ederse filhakika yıkılır buralar.
Şimdi bunları yazarken gözlerim kupkuru, fakat kalbime nereden geldiğini bilmediğim hasret ve feragat yaşları ateş gibi, zehir gibi damla damla düşüyor ve her düştüğü yerde derine giden bir sızı, bir ateş, bir acı duyuyorum. Kalbim bu akşam bu ince ve uzun sızılarla delik deşik, nasıl fena ağrıyor!