Her şey olması gerektiği gibiydi, peki ama yeterince güzel miydi? Doğru ile güzel arasındaki mesafe, kendi halinde bir insanın başını derde sokmaya kâfi miydi?
Güzel ama yanlış bir ihtimal, tadını yitirmiş doğrudan evladır çoğu zaman. Bir yanlışı, sırf güzel olduğu için sevebilir insan. Bir şeyi güzel bulmaksa, galiba onun kalpte yarattığı kıpırtıyla ilgili. Hadi o kıpırtının adını heyecan koyalım.
yetişkin olmanın korkunç yanı, kimsenin ama kimsenin bizi umursamadığını, artık her şeyle kendi kendi-mize başa çıkmak zorunda olduğumuzu anlamaya ve dünyanın nasıl işlediğini çözmeye zorlanmaktı.
Kalplerimiz sürekli elimizden kayan bir kalıp sabun gibidir; tam rahatladık derken harekete geçip âşık olur ve kırılırlar, hem de göz açıp kapayıncaya kadar. Kontrol bizde değildir.