Hiçbir şeyden memnun değildi.
Memleketinden, milletinden, ailesinden hemen her şeyden şikayetçiydi. Ev halkının, mahalle ahalisinin, kısacası bütün başkent sakinlerinin cehaletlerinden pek usanmıştı.
Bazı acı dolu anılar ancak unutulduğunda yaşama döndürür. Bazı anılarsa acı verir ama o acının üstesinden gelme gücü kişiyi hayatta tutar. Hüzün bazen yaşama gücü verir insana.
Kalbimizi, kırışık kıyafetlere yaptığımız gibi ütüleyebilseydik nasıl olurdu?
Üzerine bulaşmış lekeleri çıkardığımızda tam anlamıyla mutlu olabilir miydik?