Başkalarının üzüntüsünü dinlemek insana çok iyi geliyor. Yani oh ne güzel olmuş diye kalkıp çiftetelli oynamıyorsun tabii, ama artık kendini o kadar yalnız da hissetmiyorsun.
Sırlar tanıdıklarla paylaşılmaz ki. Dönüp dolaşıp bir şekilde karşınıza çıkarlar yoksa. Sırdaşınız çenesini tutsa da, zamanla garip bir borçluluk, suçluluk, öfke duymaya başlıyorsunuz. Ondan çekiniyor, laf aramızda nefret bile ediyorsunuz.
Belirsizlik berbattır; beni perişan, ruhumu lime lime eder. Hayatım, bir an evvel her şeyi netleştirmek arzusuyla, vakit isteyen hoş ihtimalleri çiğneyerek, çabucak razı olduğum feci sonlara koşmakla geçti.
Beyinde boş arazi gerektiğinden değil, biteviye üzüntüden yaka silktiğinden unutmak istiyordu insan. Artık acı vermeyecek olduktan sonra, ömür boyu hatırlamanın kime ne zararı vardı?