Üşüyorum
Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum
Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum…
Muhsin YAZICIOĞLU
Ayrılık, demir çubuk gibi sallanıyor havada
Çarpıyor yüzüme yüzüme
Sersemledim
Kaçıyorum ayrılık kovalıyor beni
Yolu yok elinden kurtulmanın
Dizlerim kesildi, yıkılacağım…
Ayrılık, zaman değil, yol değil;
Ayrılık, aramızda bir köprü…
Kıldan ince, kılıçtan keskin.
Kıldan ince, kılıçtan keskin;
Ayrılık, aramızda bir köprü.
Seninle diz dize otururken de..
Gel Allaha borcunu teslim etsin bu yürek,
Tez gel ki enkazımı kapatsın kazma kürek,
Kelime-i şahadet getirmem için gerek,
Son diyorum sana, son nefesim sende kalmış.
birden hatırlarsın,
o da seni, birden bazen:
nerde, ne yapar şimdi?
parlar bir özlem anılar arasından.
bu akşam, ne garip sözcük
sanki ilk duydum, yadırgıyorum:
akşam. bilmem bulur muyum,
yollara baksam?
söner yangın birazdan
yatışır özlem.
bir gün karşılaşırız
bir gün, bir yarım akşam."
Sevgilim!
Ab-ı hayat senin yüzündeki terden bir damladır.
Geceleri gökyüzünde dolaşan,
Nur saçan Ay,
Senin yüzünün pırıltısının bir eseridir.
Ben; 'Bu uzun gecede Ay ışığı istiyorum' dedim.
Düşünmedim ki o gece,
Senin simsiyah saçlarının karanlığı
Ay ışığı ise senin yanakların...
Mevlana Celaleddin Rumi