Ruhunun şıkıştığı,
varla yok arasında kaldığın,
nefesinin kesildiği bir dünya burası.
Herkes samimiyete aç ama maskelerini
bırakmaktan korkuyor.
Herkes benliğini tamamlayacak birini arıyor ama
kimseye güvenemiyor.
Hoş geldiniz bu dünyaya.
Açlarla dolu ve dili olan suskunlara.
ik
Bir sinek üzerinde bile olsa, insan vahşice, sınırsız bir üstünlük duygusuna kapılabilir. Zorbalık, insanın mayasında vardır, acı vermekten zevk duyar.
Büyükler sayılardan hoşlanır. Onlara yeni bir dostunuzdan söz açtınız mı, hiçbir zaman size önemli şeyler sormazlar. Hiçbir zaman: ” Sesi nasıl? Hangi oyunu sever? Kelebek toplar mı?” diye sormazlar. “Kaç yaşındadır? Kaç kardeşi var? Kaç kilodur? Babası kaç para kazanır?” diye sorarlar. Ancak o zaman tanıdıklarını sanırlar onu. Büyüklere: “Pembe kiremitten bir ev gördüm, pencerelerinden sardunyalar, damında güvercinler vardı” derseniz, o evi bir türlü gözlerinin önüne getiremezler. Onlara: “Yüz bin franklık bir ev gördüm” demeniz gerek. O zaman: “Aman ne güzel!” diye bağırırlar.