Geceleri niçin rahat uyuyorum sanıyorsunuz? Sağlığım yerinde çok şükür. Domuz gibiyim
Herkes beni kıskanıyor. Artık yeter! Toparlanın! Sizi iyi tanıyorum ve kafanızdan geçenleri biliyorum. İşler biraz ters gitse hemen kuruntuya kapılıyorsunuz. Lütfen, benim hatrım için yapmayın. O iş meselesine gelince. Bir tür hizmetçilik. Asla! Katiyen olmaz! Mümkün değil! Nereden aklınıza geliyor bu saçmalıklar? Hemde şehir dışında.
-bazen kendimi en rahat ve en huzurlu hissetdiğimde de içimi bir hüzün basabiliyor. Ağlamama gelince, o önemsiz bir teferruat, kendim bile devamlı ağlıyor olmamın sebebini bilmiyorum. Çok hassasım ve buda beni rahatsız ediyor. Açık ve soluk gökyüzü, batan güneş, akşam sessizliği... İşte bütün bunlar, nasıl oldu bilmiyorum. Beni hüzünlendirdi. İçim parçalanır gibi oldu ve gözyaşlarıma hakim olamadım. Bütün bunları size niçin yazıyorum'ki?
Bu duygularla kendim başa çıkmakta zorlanıyorum. Hele bi başkasına anlatmak daha da zor. Belki de beni ancak siz anlayabilirsiniz.
-Halimin ne olacağı konusunda en ufak fikrim bile yok. Geçmişime bakınca da korku duyuyorum. Her şey o kadar kederli ve kasvetli ki düşündükçe kalbime bıçaklar saplanıyor sanki. Hayatımı mahveden o kötü insanlar aklıma geldikçe ebediyen ağlayasım geliyor.
-kendisiyle barışık bir insan, kendisine yaptığı tanıklıkta "kendisiyle" şöyle bir ilişki içindedir: ben varım, doğalım, değerliyim, kendime güvenirim, sevilmeye layık biriyim, büyük resmin vazgeçilmez bir parçasıyım ve hayatım anlamlı.
-kendisiyle barışık olmayan bir insan, kendisine yaptığı tanıklıkta "kendiyle" gergin bir ilişki içindedir: ben varım, ama doğal olarak kabul edilmeyecek biri değilim, değersizim, kendime güvenmem, sevilmeye layık değilim ve hayatım anlamsız.