Siz Rüzgarı Dizginleyen Çocuk Hiç, herkesin imkânsız dediği bir şeyi başarmak için hurda yığınlarında umut aradınız mı?
Malavi’nin kurak topraklarında, açlıkla ve salgınlarla boğuşan bir köyde, William Kamkwamba adında bir çocuk, rüzgârı durdurup kendi halkına su getirmeye karar verir. O, ne mucizelere ne de şansa güveniyordu—tek silahı, hurdalıklardan topladığı birkaç parça metal ve asla pes etmeyen bir kalpti.
Dünyanın “çöp” dediği yerde Afrika geri dönüşüm görür; dünyanın “işe yaramaz” diye kenara attığını Afrika yeniden hayata döndürür. Büyük kıtlıkların, salgın hastalıkların ve açlığın gölgesinde halk, bir bisküvi uğruna kilometrelerce yürüyerek tarlalarda çalışmak zorunda kalır. Bu manzara, Steinbeck’in Gazap Üzümleri’ndeki elma tarlalarında gün boyu çalışıp yalnızca bir ekmek kazanabilen yoksulların hikâyesini hatırlatır.
William, arkadaşlarıyla eski radyoları söküp tamir etmeyi hobi edinir. Kitaplarda gördüğü yel değirmenlerinden ilham alarak hurdalıklardan kendi yel değirmenini yapmaya koyulur. Hurda topladığı için köyünde “deli” diye anılan bu çocuk, kısa süre içinde bütün dünyanın tanıdığı bir dâhiye dönüşür.
Kitabın bir sinema uyarlaması da var; ancak bu hikâyenin gerçek gücü, sayfaların arasında, kelimelerin sıcaklığında saklıdır. William’ın öyküsü, imkânsızlıkların yalnızca bahane olduğunu ve tüm engellere rağmen başarının mümkün olduğunu kanıtlar. Afrika’nın yakıcı güneşi, sert rüzgârı ve kurak toprakları altında bile, insan azimle çalıştığında dünyayı değiştirebilir.
“Yaptığın her işe yüreğini koyarsan eğer, başarı muhakkak gelecektir.”
“Başarmak istiyorsan tek yapman gereken denemektir.”
Siz olsaydınız, rüzgârı dizginlemek için ilk adımı nereden atardınız?