Mehmet B

Mehmet B
@Mehmettb
We are all slaves to our feelings
Puan vermedi
İslam'ın Mirası Maxime Rodinson Maxime Rodinson'un "İslam'ın Mirası" adlı eseri, aslında doğrudan bu isimle yayınlanmış tek bir kitaptan ziyade, onun İslam medeniyetinin Batı tarafından nasıl algılandığına ve yorumlandığına dair temel tezlerini içeren önemli bir çalışmasının parçasıdır. Konuyla ilgili en net ve kapsamlı metin, Türkiye'de "Batı'yı Büyüleyen İslam" adıyla yayımlanan eseridir. Bu kitap, ilk olarak Joseph Schacht ve C. E. Bosworth editörlüğünde hazırlanan ve Batı akademisinde bir klasik haline gelen "The Legacy of Islam" (İslam'ın Mirası) adlı kolektif eserin 1974'teki ikinci baskısı için Rodinson tarafından kaleme alınan bir bölümün genişletilmiş halidir. Maxime Rodinson’un, Batı’nın İslam algısının tarihini incelediği devrimci eseri, basit bir tarih anlatısından çok daha fazlasıdır; o, Batı medeniyetinin kendi kimliğini inşa ederken kullandığı "öteki" aynasının nasıl sırlandığını ortaya koyan derin bir entelektüel arkeolojidir. Bu eseri değerli kılan şey, ne İslam’ı aklaması ne de Batı’yı suçlamasıdır. Rodinson, bir Marksist tarihçinin soğukkanlı ve mesafeli tavrıyla, bu karmaşık ilişkinin ardındaki sosyo-ekonomik ve ideolojik dinamikleri deşifre eder. Ancak tam da bu metodolojik titizlik, eserin hem en büyük gücünü hem de sorgulanmaya açık yönlerini oluşturur. Rodinson, analizine Orta Çağ Avrupası’nın "şeytani düşman" olarak kurguladığı İslam imgesiyle başlar. Ona göre bu imge, Haçlı Seferleri'nin siyasi ve askeri gerekliliklerinden doğan, cehalet ve kasıtlı çarpıtmayla beslenen bir karikatürdür. Hz. Muhammed'in sahte bir peygamber, İslam’ın ise Hristiyanlığın sapkın bir kolu olduğu tezi, Avrupa'nın kendi teolojik ve feodal düzenini sağlamlaştırmasına hizmet etmiştir. Bu teşhis son derece isabetlidir ve önyargıların nasıl işlevsel hale getirildiğini mükemmel bir
Felsefe-Düşünce
İslam'ın MirasıMaxime Rodinson · Pınar Yayıncılık · 200315 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·40 syf.··
2025 2. kitabı
Eğitimimizin Sahte İlkesi ya da Hümanizm ve Realizm Max Stirner Kitap, Stirner'ın eğitim sistemine yönelik radikal eleştirisini özetler ve dönemin iki baskın eğitim felsefesi olan hümanizm ve realizmi hedef alır. Stirner'a göre her iki akım da nihayetinde bireyin özgürleşmesini engellemekte ve onu belirli bir ideale tabi kılmaktadır. Dolayısıyla, bu eğitim anlayışlarının temelindeki ilkenin "sahte" olduğunu iddia eder. Eserin orijinali "Das unwahre Prinzip unserer Erziehung oder der Humanismus und Realismus" adıyla 1842'de, Karl Marx'ın da editörlüğünü yaptığı "Rheinische Zeitung" gazetesinde yayımlanmıştır. Stirner, bu metninde, eğitimin amacının özgür ve kendi bilincine varmış bireyler yetiştirmek olması gerektiğini savunur. Ancak ona göre mevcut eğitim sistemleri, bunun tam tersine, topluma itaatkâr ve "yararlı" vatandaşlar üretmeyi amaçlamaktadır. Eser eğitim üzerine düşünmeye cüret eden herkes için rahatsız edici bir şok terapisi niteliğindedir. Eğitimin bireyi belirli bir ideale –ister "kültürlü insan" isterse "faydalı vatandaş" olsun– hizmet ettiren bir endoktrinasyon aracı olduğunu iddia etmesi, bugün dahi geçerliliğini koruyan kışkırtıcı bir tezdir. Stirner, eğitimin bireyi özgürleştirmek yerine onu nasıl daha iyi bir köle haline getirdiğini göstererek, sistemin ikiyüzlü doğasını acımasızca ortaya serer.Fakat bu kışkırtıcı metnin parlaklığı, altında yatan sorunlu varsayımları ve tehlikeli boşlukları gölgelememelidir. Stirner'ın hümanizmi ve realizmi, bireyi ezen monolitik sistemler olarak resmetmesi, etkili bir polemik olsa da adil bir analiz midir? Bu felsefeler, bireyi gerçekten yalnızca ezmeyi mi hedefler, yoksa onu belirli bir medeniyet ve gerçeklik içinde güçlendirmeyi mi amaçlar? Stirner, bu akımların bireye sunduğu kültürel miras ve pratik yetkinlik gibi potansiyel faydaları, radikal bireyciliği
1000Kitap
Eğitimimizin Sahte İlkesi ya da Hümanizm ve RealizmMax Stirner · Fenomen Yayıncılık · 201473 okunma
Puan vermedi
Batıyı Büyüleyen İslam Maxime Rodinson Kitap, Batı dünyasının İslam'a yönelik karmaşık ve çoğu zaman çelişkili algısını tarihi, kültürel ve ideolojik boyutlarıyla mercek altına alan, entelektüel derinliği yüksek bir çalışmadır. Cemil Meriç'in usta çevirisiyle Türk okuyucusuna kazandırılan bu eser, sadece geçmişin bir aynası olmakla kalmaz, aynı zamanda günümüz Batı-İslam ilişkilerini şekillendiren temel dinamikleri anlamak için kritik bir rehber niteliği taşır. Rodinson, kitabında algıların nasıl inşa edildiğini, bilginin nasıl güç ilişkileri içinde üretildiğini ve bu süreçlerin ideolojik söylemlerle nasıl iç içe geçtiğini ustalıkla gözler önüne serer. Rodinson'un temel tezi, Batı'nın İslam'a bakış açısının hiçbir zaman saf veya tarafsız olmadığı yönündedir. Aksine, bu algı, Batı'nın kendi dönemindeki politik, ekonomik, dini ve kültürel ihtiyaçları tarafından derinden şekillendirilmiştir. Kitap, Orta Çağ'dan itibaren Batı'nın İslam'ı "öteki" olarak konumlandırmasıyla başlayan süreci adım adım takip eder. Bu ilk dönemde, özellikle Haçlı Seferleri ve İber Yarımadası'ndaki "Reconquista" gibi yoğun çatışmaların etkisiyle, İslam genellikle bir tehdit, bir sapkınlık veya hatta şeytani bir güç olarak tasvir edilmiştir. Bu karalama çabaları, Hristiyan Batı'nın kendi kimliğini ve üstünlüğünü pekiştirme arayışının bir parçasıydı. İslam, adeta Batı'nın kendini tanımlarken kullandığı bir "ayna" işlevi görmüş; kendi erdemlerini ve ahlaki üstünlüğünü vurgulamak amacıyla İslam'ı irrasyonel, barbar veya ahlaksız gösterme eğilimleri belirginleşmiştir. Kitabın en vurucu bölümlerinden biri, "Oryantalizmin Doğuşu" başlığı altında sunulan analizdir. Rodinson, 19. yüzyılda sömürgeciliğin yükselişiyle birlikte, Doğu'yu inceleyen akademik bir disiplin olarak ortaya çıkan oryantalizmin, sadece bilimsel bir
Felsefe-Düşünce
Batıyı Büyüleyen İslamMaxime Rodinson · Pınar Yayınları · 198340 okunma
Puan vermedi
İslam ve Kapitalizm Maxime Rodinson Kitap, din ile ekonomik sistemler arasındaki karmaşık ilişkiyi anlamaya çalışan herkes için vazgeçilmez bir kaynaktır. Bu kitap, İslam'ın kapitalizmle olan etkileşimini, Batı merkezli önyargıların ötesine geçerek, derinlemesine ve eleştirel bir Marksist perspektifle inceler. Rodinson'ın temel tezi oldukça nettir: İslam, özünde kapitalist ekonomik faaliyetlere karşı değildir ve kutsal metinlerde veya erken dönem uygulamalarında kapitalizmin gelişimini engelleyen bir dogma bulunmaz. İslam ve Ekonomik Pratikler: Tarihsel Bir Bakış Rodinson, Orta Çağ İslam dünyasının canlı ticaret yaşamına dikkat çekerek argümanını temellendirir. Müslüman tüccarların, İskandinavya'dan Çin'e uzanan geniş bir coğrafyada nasıl bir "dünya pazarı" oluşturduğunu ayrıntılarıyla açıklar. Bu dönemde ortaya çıkan ticari sermaye birikimi ve işleyişi, modern kapitalizmin öncüsü sayılabilecek nitelikler taşır. İslam hukuku da tüccarların ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde esnek bir yapı sergilemiş, sözleşmelerden ortaklıklara kadar ticari ilişkileri düzenleyici pek çok ilke geliştirmiştir. Rodinson, Hz. Muhammed'in kendisinin bir tüccar olması ve ticareti teşvik eden pek çok hadisin varlığını vurgulayarak, İslam'ın ekonomik aktivitelere olumlu yaklaşımını gözler önüne serer. Hatta Hz. Muhammed'in piyasa fiyatlarına müdahale etmeme yönündeki tutumunu, serbest piyasa ilkeleriyle şaşırtıcı bir benzerlik taşıdığını dahi belirtir. Faiz Yasağı ve Ötesi Kitabın önemli tartışma konularından biri de İslam'daki faiz (riba) yasağıdır. Batı'da sıkça dile getirilen, bu yasağın kapitalizmin gelişimini engellediği yönündeki iddialara karşılık Rodinson, durumun o kadar basit olmadığını savunur. Faiz yasağına rağmen, İslam toplumlarında kâr-zarar ortaklığı, murabaha gibi alternatif finansal araçlar
Sosyoloji
İslam ve KapitalizmMaxime Rodinson · Gün Yayınları · 200230 okunma
Puan vermedi·456 syf.··
2025 1. kitabı
Biricik ve Mülkiyeti Max Stirner Max Stirner ve "Biricik ve Mülkiyeti" (Der Einzige und sein Eigentum) Alman filozof Max Stirner (asıl adı Johann Caspar Schmidt, 1806–1856), modern düşünce tarihinin en radikal ve tartışmalı figürlerinden biridir. Stirner’in 1844 yılında yayımlanan başyapıtı Der Einzige und sein Eigentum (Biricik ve Mülkiyeti), klasik felsefi sistemlere, ideolojilere ve otorite figürlerine karşı bireyin radikal özgürlüğünü ve eşsizliğini savunan çarpıcı bir manifestodur. Eser, yayımlandığı dönemde büyük yankı uyandırmış, özellikle Genç Hegelciler hareketi içinde önemli tartışmalara neden olmuştur. Kitabın temel savı, insanın önüne konulan her türlü aşkın kavramın Tanrı, insanlık, ahlak, hakikat, özgürlük, devlet, toplum gibi — bireyin gerçek varoluşunu bastırdığıdır. Stirner, bu kavramları "hayaletler" olarak tanımlar ve bireyin bu hayaletlerden arınarak yalnızca kendi 'biricik' varlığına sahip çıkması gerektiğini savunur. Stirner'in şu ifadesi, kitabın felsefi yönelimini çarpıcı biçimde özetler: > "Tanrı’nın işi, insanlığın işi, gerçeğin işi, iyinin işi, doğrunun işi, özgürlüğün işi ve daha niceleri. Bunların hiçbiri benim işim değildir. Benim işim sadece bana aittir, o da genel değil, biriciktir, benim gibi. Hiçbir şey benden üstün değildir!" Genç Hegelcilere eleştirisi Stirner’in kitabı, Hegel sonrası Alman felsefesinin yoğunlukla tartışıldığı bir dönemde ortaya çıkmıştır. Hegel'in idealist sistemine tepki olarak şekillenen Genç Hegelciler (Feuerbach, Bruno Bauer, Moses Hess gibi isimler), dini ve toplumsal kurumları eleştirirken, Stirner onlara karşı daha da radikal bir pozisyon alır. Stirner, Hegelci diyalektiği kullanarak bu grubun düşüncelerini çözümler, fakat aynı zamanda onların bile hala yeni türden "kutsallıklar" (örneğin "insanlık", "ahlak",
Felsefe-Düşünce
Biricik ve MülkiyetiMax Stirner · Kaos Yayınevi · 2021476 okunma