Mel

Sınırsız zaman, insana sınırsız cesaret verirdi. Başından beri insana her şeyin, hiç olmazsa burada, bu bildik dünyada biteceği aşılanır dururdu. Her tarafta sınırlar ve darlıklar var ve öylesine iğrenç çirkin bir darlık ki onu kısa sürede genişletmek insanın elinde değil. Bu darlıkta herkes, arkadan ne geleceğine bakar, bu kaçınılmazdır; herkesin boyun eğmesi gerekir, planlarına ve hizmetine bakılmaksızın. Bir ruh, istediği kadar engin olsun; sıkıştırılacaktır, ta ki boğuluncaya kadar, hem de kendisinin belirlemediği bir zamanda. O zaman kimin belirlediği , etkilenen ruha değil, raslantı sonucu egemen olan anlayışa kalmıştır. Ölüme kölelik, her çeşit köleciliğin çekirdeğidir ve bu kölecilik kabul görmemiş olsaydı, kimse onu benimseyemezdi. En çok dikkat edilmesi gereken şey, insanın kendini ölüyle birlikte bir yere hapsetmemesidir. Onu dışarıda bırakmalı ve başkalarına da onunla bağ kurmasına izin vermelidir. Israr etmeden, ondan insanlara söz etmeli ve onu soyutlayarak uzaklaştırmamalı. Öbür dünya, bizim içimizdedir: Ağırlığı fazla bir bilgi ama içimizde saklı. Bu, modern insanın o büyük ve çözümsüz parçalanmışlığıdır. Çünkü modern insanın toplu mezarı da tüm yaratıkların toplu mezarı da bizim içimizdedir. CANEITİ, seksen' yaşmdayken şöyle yazar: "Ama ben ölüme lanet okuyorum. Elimden başka türlüsü gelmiyor. Bunun dışmda kör de olsam, başka bir şey yapamam, ölümü bir tekmeyle geri itiyorum. Onu kabullenmiş olsam, bir cani olurdum." Buradaki espri, genelleştirildiğinde hemen şaşırtır insanı. Ölümü kabullenen insanların hepsi -filozoflar, cenaze işleri yapanlar, mezar hatipleri, taziye kaleme ahınlar, hatta mezarlık ziyaretçileri gerçekten cani mi? Onların cinayetlerinin kaynağı nedir? Neyi ihmal ettiler? "Cani olurdum." Bu, radikal olduğu kadar çift taraflı
Reklam

Mel

, bir kitap okudu
Puan vermedi·127 syf.·
11 günde okudu
·
2023 31. kitabı
Elias Canetti
7.2/10 · 113 okunma

Mel

, bir kitap okudu
Puan vermedi·160 syf.·
11 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2023 22:31
·
2023 30. kitabı
Giorgio Agamben
7.5/10 · 39 okunma
Puan vermedi·310 syf.··
2023 27. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2023 17:42
Kitap, bitişine kadar istikrarlı bir şekilde haz vermese de, bazı noktalarında hazzı doruklara çıkardığını söyleyebilirim. Genel hatları NLP'den destek alarak oluşturmuş. Dilts'ın kendi kitabına yorum özeti şöyle;  "Birkaç sihirli kelime, herhangi birinin yaşamını kısıtlayıcı inançlardan arındırarak çok daha zengin seçenekler sağlayan farklı perspektiflere taşıyabilmiş ve o kişinin yaşamında önemli gelişme ve iyileşmeler yaratabilmiştir. Tüm ve buna benzer birçok örnek doğru zamanda sarf edilen doğru kelimelerin nasıl güçlü ve olumlu etkiler yaratabileceğini bize en uygun biçimde aktarabilmektedir. Ancak ne yazıktır ki bu kural bazen tersine de işler, yani kelimeler bizi kolaylıkla olumlu yönde etkiler ve güçlü kılarken yine aynı kolaylıkla olumsuz yönde de etkileyip kısıtlayabilmektedirler. Bu kitap her iki anlamda da bizlere kelimelerin ve dil kalıplarının etkilerini anlatmakta ve onların yıkıcılıktan yapıcılığa doğru nasıl değiştirilip kullanılabileceğini gösteren bir yol haritası niteliğini taşımaktadır." Kitabın bütünsel olarak kavranması Dilts'ın belirttiği şekilde kolay olsa da parçaların anlaşılması biraz daha özveri istiyor. Kitapta da geçen Russell'ın güzel bir sözü vardır "Parçaların bir araya gelerek oluşturduğu bütün, kendini oluşturan parçalardan farklıdır." der. Benim için bazı detaylarını okumak çok zevkliydi. Pars pro toto diyebileceğim birkaçını aktarmak istiyorum: İnsanlık tarihi boyunca olumlu/olumsuz  tüm gerçekleştirilenler dilin kullanımını kapsar. İnsan olarak bizler ise dili iki şekilde kullanırız. ilki, deneyimlerimizi temsil etmek içindir. Düşünme, hayal etme, anlamlandırma diye adlandırırız. Dili deneyimlerimizi temsil etmek için kullanarak yarattığımız dünya modeli, dünyayı algılama biçimimize dayanır. Algılarımız ise kısmen temellerimiz
Dil İllüzyonlarıRobert Dilts · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2014150 okunma
Dil İllüzyonları'nın bu ilk cildi daha ziyade, yaşadığımız dünya ve davranışlarımızla ilgili algılarımızın oluşmasında kelimelerin gücü ve dilin büyüsü konularını kapsamaktadır. Bu bağlamda "Harita Bölge Değildir" prensibinden hareketle, dilin deneyimlerimiz ve deneyimlerimizden türettiğimiz genelleme ve inançlarımız (gerek kısıtlayıcı, gerekse destekleyici) üzerindeki etkisini keşfetmeye çalıştık. Bu süreçte söz konusu bu kalıpların algılarımızı nasıl farklı çerçeve ve perspektiflere yönlendirebildiğini inceledik. İnançların linguistik yapısını derinlemesine analiz edip, kısıtlayıcı inançların deneyimlerimizde sorun ve olanaksızlık çerçevesini nasıl yarattığını saptadık. Bu tür inançların, oluşturduğumuz dünya modellerinin çerçevesi haline geldiğinde yaşamımız ve davranışlarımız üzerinde yarattığı ümitsizlik-acizlik-değersizlik duygularına şahit olduk. Bu nedenledir ki; bu kalıplardan yararlanma ve bunları uygulamaya koymaktaki amacın, insanların dikkatini aşağıdaki çerçevelere çekmek olduğundan bahsettik: 1. Sorundan istenen sonuca, 2. Başarısızlıktan geri beslemeye, 3. İmkansızlıktan "sanki" (olabilirlik) . Dil İllüzyonları birbirinden farklı 14 sözel yeniden çerçeveleme kalıbını ihtiva etmektedir. Bu kalıpların diğer bir amacı da, içsel durumlarımız, beklentilerimiz ve değerlerimiz gibi inançlarımızın üst(meta) yapısını oluşturan unsurlarla, deneyimlerimiz, zihinsel dünya modellerimiz ve genellemelerimizi yeniden ilişkilendirerek bizlere yeni açılımlar kazandırmaktır. Kitap, okuyucuya, her bir kalıbın spesifik tanımı ve örnekleri ile bunların sistem olarak bir arada nasıl kullanılacağını da aktarmaktadır. Söz konusu kalıplardan ayrıca, eleştirilerin yeniden çerçevelenmesi, motivasyon için kriter hiyerarşisinin uygulanması, destekleyici inançların oluşturulmasında
Reklam