Ölüm Üzerine

Elias Canetti
Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 36 dk.
Sayfa Sayısı:
127
Basım Tarihi:
Haziran 2007
Yayınevi:
Payel Yayınları
ISBN:
9789753881593
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

"Hayatın en büyük çabası, ölüme alışmamaktır."
Puan vermedi·127 syf.··
2022 32. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2022 11:21
Ölümle dertli Canetti... Dertli dediysem, onun için ölüm gerçek bir kâbus... Ne ölümden sonrasına ne de öncesine inanıyor... Kusursuz bir akıl, nasıl o puslu aynaya durmadan nefesini dayar aklınız almıyor... Düşünce bir müsvette kağıdından farksızdır belki de, üstünü çizdiklerini bırakıp, yeni bir kağıda geçebilmeli insan. ölümcül bir yaradır Canetti 'de ölüm, hırçın bir öfke ve önüne geçilmez bir nefret duygusudur. *** (Spoiler içermektedir.) Canetti yedi yaşında... Annesi uzun zamandır tedavi için şehir dışındadır. Fakat bu ayrılıktan çok önce başlamıştır babasıyla olan dostluğu, onun her sözü Canetti'yi adeta büyülemektedir, en büyük isteği onun gibi biri olmaktır... Birgün annesi çıkagelir. Babası mutlu olmaktan çok öfkeli ve tedirgindir. Bunu oğlunun asla anlayamayacağı bir oyunculukla örtmeye çalışsa da bir çocuğun asıl diyaloğu gözlerle kurduğu gerçeğini gözden kaçırmıştır. Aynı günün sabahında evde ayak sesleri sıklaşmıştır. Bir şeyler olduğunu anlayan küçük Elias büyük salona doğru koşar ve kendini kaybetmiş şekilde üstünü başını parçalayan annesiyle karşılaşır, biraz kenara çekildiğinde annesinin hemen önünde kıpırdamadan yatan babasının donuk yüzüyle karşılaşır... Yedi yaşında bir çocuktur Canetti... Hayatta en çok bağlandığı kişi, oyun arkadaşı, şakalaştığı, bisiklet sürdüğü, maçlara gittiği babası hastalanmıştır. Doktor tiz bir sesle şöyle der; "Lütfen çocuğu odadan çıkarın." Koltukta, masanın üzerinde, açık pencerenin pervazında, annesinin ellerinde kalan saçlarında, uçuşan sorular gözünü yumduğu son ana kadar o odada kalacaktır. Canettiyse çıkarılmıştır... Ağır adımlarla evden de uzaklaştırılıp komşunun bahçesine götürülür. Çok akıllı bir çocuktur. Sorun çıkarmaz. Komşunun bahçesinde bir ağaca tırmanmaya çalışırken korkunç bir ses ona,
Felsefe
Ölüm ÜzerineElias Canetti · Payel Yayınları · 2007113 okunma
Ölüm Üzerine - Elias CANETTİ
8/10
·127 syf.··
2021 30. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2021 23:37
Ölüm Üzerine Canetti'den başladığım gün bitirdiğim, ölüm üzerine düşüncelerin yer aldığı hacimsiz ama nitelikli bir eser oldu. Eser 1942'de oluşturulmuş "Bugün Karar Verdim" bölümüyle başlıyor. Kısa bir giriş bu. Eserin yazım sürecinin başlamasına dair bir sayfalık bölümden oluşuyor. Akabinde "Babanın Ölümü" bölümü takip ediyor. Bir nevi ölümle tanışma. Asıl anlatıların yer aldığı notlar bölümü 1942 yılı ile 1993 yılı arasında yazarın ölüm üzerine düşüncelerini içeriyor. Bu düşünceler bir cümle ile birkaç paragraf arasında değişiyor. Hepsinin altında hangi yılda yazıldığına dair bilgiler yer alıyor. Cümlelerin birçoğu ölüme dair can alıcı nitelikte cümleler. "Senin için, asıl senin için ölmüş olanlar tamamen öldü mü?" "Zamana ayak uydurmaktan daha korkunç ne olabilir?" "İnsan her şeyi yenebilir, ölüm hariç! Sanki yenilmesi gereken başka bir şey varmış gibi." "İnsanların ölmesi yetmiyormuş gibi bir de birbirlerinin ölümüne yardımcı oluyorlar." "Hayatım boyunca ne olmaya çalıştıysam oyum." Daha nice alıntıları sayfamda paylaştım. Bu ölüme dair notların arasına yazar "Dr. Haşiya'nın Hiroşima Güncesi"ni de yerleştirmiş. Atom bombasının açtığı yaraları en duygusal, en ölümlü haliyle görüyorsunuz. Eserde en çok etkilendiğim bölüm oldu belki de. Mezarlık Duygusu Üzerine, Sonsöz ve Eğer Günün Birinde Olacaksa bölümleri ile eser son buluyor. Ölüme dair okumak istiyorsanız kuşkusuz başvurabileceğiniz başarılı bir eser. Sevdiğiniz birini kaybettiyseniz okumak sizin için daha zor olabilir. Eser üzerine daha uzun uzun yazılacak şeyler var ama kendi adıma tadında incelemelerden yanayım. Paylaşarak incelemelerimin daha çok kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz. (Tabii buraya kadar okuduysanız.) Keyifle okunması dileğiyle...
Düşünce
Ölüm ÜzerineElias Canetti · Payel Yayınları · 2007113 okunma
Yaşamak şakaya gelmez
9/10
·127 syf.·
2025 19. kitabı
Ölümü öve öve bitiremeyen ve yücelten romantiklerin baş düşmanı hatta direkt ölümün düşmanı Canetti’nin konu üzerine tuttuğu notların derlemesi. Canetti’nin temel fikri şudur: İnsan, ölümü kabul ederek değil, ölüme direnerek var olabilir. "Ama ben ölüme lanet okuyorum. Elimden başka türlüsü gelmiyor. Bunun dışında kör de olsam, başka bir şey yapamam, ölümü bir tekmeyle geri itiyorum. Onu kabullenmiş olsam, bir cani olurdum." [s. 66] Ölümü kabullenen insanların hepsi -filozoflar, cenaze işleri yapanlar, mezar hatipleri, taziye kaleme alanlar, hatta mezarlık ziyaretçileri- gerçekten cani mi? Onların cinayetlerinin kaynağı nedir? Ölümün yüceltilmesi (şehitlik, savaş ideolojileri, dinî telkinler) aslında iktidarların işine gelir. Ölümü sıradanlaştıran, doğal sayan her şey insana ihanettir. Varoluşçuluk’a yakın bir damar vardır (insanın ölümüyle yüzleşmesi, anlam arayışı). Sartre ve Camus gibi “ölüm karşısında kabulleniş” değil, daha çok başkaldırı vurgusu vardır. Aynı zamanda kültürel eleştiri ve aforizma tarzı da hissedilir. Din: Canetti özellikle Hristiyanlık’ta ölümün yüceltilmesine karşı çıkar. İsa’nın çarmıhtaki ölümü, “kurtuluş” fikri ve öte dünya inancı ona göre ölümü kabullenmeyi normalleştiren ideolojilerdir. Dinlerin “ölüm sonrası ödül” vaatleri, insanı yaşama daha sıkı tutmak yerine, ölümü kabul etmeye yönlendirir. Bu yüzden dine karşı polemik yapar: Ölüm, “kader” ya da “ilahî plan” gibi kabullere indirgenmemelidir. Felsefe Heidegger: Heidegger’in insanı “ölüme doğru varlık” (Sein zum Tode) olarak tanımlamasına açık bir eleştiri vardır. Canetti, ölümü varoluşun doğal parçası saymaz, aksine ona direnmeyi savunur. Stoacılar: Ölümü “doğal” ve “sakinlikle karşılanacak” bir şey olarak gören Stoacı bakışa da karşı çıkar. Onun için bu edilgenliktir. Epikür:
Ölüm ÜzerineElias Canetti · Payel Yayınları · 2007113 okunma
8/10
·127 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2021 00:21
Sürprizbozan içerebilir. Elias Canetti, bu kitabında çoğu insanın düşünmekten ve bahsetmekten bile korktuğu bir gerçekliği ele alıyor: Ölüm… Kitap, babasının ölümünün tasviri ile başlıyor. Elias, ölümün soğuk yüzüyle karşılaştığında 7 yaşındadır. Babası ise öldüğünde 31 yaşında bile değildir. Uzun yıllar böyle genç, sapasağlam bir insanın birdenbire neden öldüğünü düşünür. İleriki yıllarda kendince bir sebep bulur ve bu sebebe tutunur. Fakat annesinin anlattığı gerçeğin çok daha farklı olduğunu söyler. Bu ikilemde gidip gelir. Yine de bir gerçek vardır, o da ölüm ve her ölüm erken ölümdür. Yazar, 1942’den 1993 yılına kadar ölüm üzerine düşücelerini aforizmalar şeklinde biz okuyucularına iletir. Kendi derlemelerinden ve kısa notlarından oluşmaktadır kitap. “Ölüme karşı olan nefretim sonsuza kadar onun bilincinde olmayı gerekli kılıyor, böyle nasıl yaşayabileceğime şaşırıyorum. (s.26)”, "Hayatın en büyük çabası ölüme alışmamaktır. (s.46)”,“Ölmek zorunda olduğuma hala inanamıyorum, ama bunu biliyorum. (s.96)…” Ölüm üzerine düşüncelerinden, ölümden nefret ettiğini, ona direndiğini ama sonunda ölümün de kaçınılmaz olduğunun bilincinde olduğunu anlarız. Bu bilinçliliğe rağmen insanlık olarak onunla savaşılması gerektiğine inanır, teslimiyeti asla kabul etmez. Şu satırlarla bunu açıkça ifade eder aslında. “İnsana ölümü sanki başından beri insanın içinde varmış gibi yakıştıran filozoflar. Onu ancak sonunda görmeyi kaldıramıyorlar, onu başlangıca kadar geriye götürerek uzatmayı daha çok istiyorlar, onu bütün hayatın en mahrem yoldaşı olarak belirliyorlar ve böylece ölüm bu sulandırılmışlıkta ve tanıdıklıkta katlanır oluyor. Akılları almıyor ki ölüme böylece hak ettiğinden daha çok güç ermiş oluyorlar. Sana şöyle diyorlar: ‘Ölmenle bir şey olmaz.Sen zaten hep ölmüşsün.’ Adi
Ölüm ÜzerineElias Canetti · Payel Yayınları · 2007113 okunma
10/10
·127 syf.··
Beğendi
·
2017 120. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2017 11:30
Elias Canetti'nin Körleşme kitabını ocak ayında okuyup tartışacağız. Bu yüzden Canetti'yi tanımak istedim. Ölüm Üzerine kitabına babasının ölümünü anlatarak başlamış ki babasının ölümü hayatını çepeçevre saran bir fanus etkisi oluşturmuş. Devamında ölüm üzerine aforizmalar ve mezarlık notları yer alıyor.
Ölüm ÜzerineElias Canetti · Payel Yayınları · 2007113 okunma
5/10
·127 syf.··
2017 86. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 26 Eylül 2017 13:49
Elias Canetti, bu eserinde babasını kaybettikten sonra ölüme karşı olan düşüncelerine dile getirmiş. Eserine de babasının kaybıyla başlıyor ve ölüm üzerine bir araya getirdiği notlarla devam ediyor. Ölümle ilgileniyorsanız veya ölümü nasıl kabullenmeliyim gibi bir tasa içerisindeyseniz, okuyabilirsiniz. Ama her cümlesinde ölüm kelimesini görmek insanı az da olsa karamsarlığa sevk ettiğini de söyleyebiliriz. İyi okumalar...
Ölüm ÜzerineElias Canetti · Payel Yayınları · 2007113 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Elias CanettiYazar · 21 kitap
Elias Canetti (d. 25 Temmuz 1905 – ö. 14 Ağustos 1994), Bulgar modernist romancı, oyun yazarı, anı ve kurgusal olmayan düzyazı yazarı. EserleriniAlmanca yazan Canetti, "geniş bir bakış açısı, fikir zenginliği ve sanatsal güç ile işaretlenmiş yazıları için" 1981 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandı. Hayatı 25 Temmuz 1905'de, Rusçuk'ta (Ruse, Bulgaristan) yahudi bir ailenin çocuğu olarak doğan Elias Canetti, 1905'den 1911'e kadar ailesiyle Rusçuk'ta yaşamıştır. Daha sonra aile İngiltere'ye taşınmış, babanın 1912 yılında vefat etmesiyle ise Viyana'ya gitmişlerdir. Viyana'da aile yeni bir hayata adım atarken, Canetti Ladino, Bulgarca, İngilizce ve biraz da Fransızca konuşabiliyordu. Fakat, sadece 7 yaşındayken geldiği Viyana'dan itibaren genellikle kullandığı dil Almancadır. Gelecekte kaleme alacağı önemli eserlerini de Almanca yazmıştır. Viyana'dan da taşınarak aile sırasıyla Zürih veAlmanya'yada yaşamıştır. 1924 yılında Canetti Almanya'da liseden mezun olur ve kimya eğitimi görmek için aynı yıl Viyana'ya gider. Viyana'da geçirdiği yıllarda ise ömür boyu en büyük tutkusu olacak edebiyatla ilgilenmeye başlar. Viyana Üniversitesinden 1929 yılında kimya lisansını tamamlayarak mezun olur. Daha öğrenciyken yazmaya başlamış ve Viyana'daki edebiyat çevrelerine girmiştir. 1930’ların başlarında ABD’li yazar Upton Sinclair’in yapıtlarını Almanca’ya çevirdi. 1934’te kendisi gibi yazar olan, 1963’te kaybedeceği Veza Taubner ile evlendi. Bu arada Hochzeit (Düğün) ve absürd tiyatronun ilk örneklerinden olan Die Komödie der Eitelkeit (Kibir Komedisi) adlı oyunları yazdı. 1967’de Viyana’da sahneye koyulan Die Befriesteten (Sayılı Gün) insanın öleceği zamanı tam olarak bilmesi durumunda ne olacağını sorusunu soruyordu.Nazilerin Avusturya'yı işgal etmesinden çok kısa bir süre önce Paris'e, Paris'ten de Londra'ya geçti. Hayatının büyük bir bölümünü İngiltere'de geçirdi.1970lere kadar yaşadığı İngiltere'den 1952 yılında vatandaşlık kazanmıştır. 1971’de ikinci evliliğini yapacağı, restoratör Hera Buschor’un işi gereği sık sık geldiği İsviçre’de de bir ev edindiyse de, bu döneme kadar İngiltere dışına hemen hiç çıkmadı. Yazarın Hera Buschor’dan bir kızı olduğunda yaşı altmış sekizdi. Hayatının son 20 yılını Zürih'te geçirdi ve 1994 yılında aynı kentte öldü. Elias Canetti, vasiyeti üzerine ünlü yazar James Joyce'unkinin yanına kazılan bir mezara gömülmüştür. Başlıca Eserleri Körleşme Elias Canetti'nin 26 yaşında kaleme alıp 30 yaşında yayımladığı başyapıtı. Kitap 1935’te çıktı ve kısa bir süre sonra Nazi yönetimi tarafından yasaklandı. Roman yayımlandıktan sonra birçok edebiyat otoritesinin ilgisini çekmiş ve İngiltere, Fransa ve Amerika'da yoğun ilgi görmüştür. Gariptir ki, Almanca kaleme alınmış bu eser Almanya'da uzun süre ilgi görmemiş, ancak 1963'deki üçüncü baskısıyla hak ettiği üne kavuşabilmiştir. Uygarlığın yıkılışıyla insanoğlunun aşağılanması, romanın konusunu oluşturur. Körleşme,“dehşet”in romanıdır. “Yüzyılı gırtlağından yakalamaya çalışan” bu eserde Canetti, ontolojik yabancılaşmayı ve seküler dünyanın mekanik dinamiklerini romanın kahramanı, döneminin en ünlü sinoloğu olan Prof. Kien ile serimlemeye çalışır. Kendini insanlardan tamamıyla soyutlamış, insanları değersiz ve küçük gören, Viyana’da 25 bin kitabı ile beraber yaşayan, “odası dünyası kadar büyük” olan Prof. Kien’in tek tutkusu kitapları ve bilimdir. Özellikle kadınlardan nefret etmesine karşın, nasıl oluyorsa, hayatına son derece sıradan, cahil, açgözlü ve bencil bir hizmetçi kadın girer; Therese... Profesör, bu kadından kurtulmaya çalışırken, sineklerden bile değersiz bulduğu, yaşama haklarını bile fazla gördüğü insanların oyuncağı olur ve yıkıma sürüklenir. Kitle ve İktidar Canetti "kitle" olgusu ile ilgilenmeye daha 1925 yılında karar vermiştir. Daha sonra 1933 yılında Hitler'in Almanya'da iktidara gelmesi, Canetti'nin 1925'den beri ilgilendiği "kitle" olgusuyla "iktidar" olgusu arasındaki olası ilişkileri düşünmesine ve çözümlemeye çalışmasına neden olur. Kitle ve iktidar üzerine olan fikirlerini "Kitle ve İktidar" (Masse und Macht) ismiyle 1960 yılında yayımlamıştır. Kitabın ilk yarısı kitlenin değişik türlerinin dinamiklerinin çözümlemesine ayrılır. İkinci bölüm ise kitlenin yöneticilere neden ve nasıl itaat ettiği üzerinde yoğunlaşır. Canetti Hitler’i hükmettiği kitlenin büyüklüğünden başı dönen paranoyak bir yönetici olarak sunar. Yahudilere yapılan zulmü Almanya’nın enflasyon deneyimiyle bağlantılandırmaktadır. Ödülleri Canetti, Nobel Edebiyat Ödülü (1981) başta olmak üzere birçok ödül kazanmıştır. Kazandığı başlıca ödüller : Foreign Book Prize (1949, Fransa) Viyana Ödülü (1966) Critics Prize (1967, Almanya) Great Austrian State Prize (1967) Bavarien Academy of Fine Arts Prize (1969) Bühner Ödülü (1972) Nelly Sachs Ödülü (1975) Order of Merit (1979, Almanya) Europa Prato Ödülü (1980, İtalya) Hebbel Ödülü (1980) Kafka Ödülü (1981) Great Service Cross (1983, Almanya)