Melatiny

Melatiny
@Mela_tiny
Neşeyi ancak üzüntüyü öğrendiğinde anlarsın. En yüksek doruklarda gezinen bizler, bazen en derin kuyulara da düşebiliriz. Bir denge var Güzelliği de burada

Melatiny

, bir kitap okudu
Puan vermedi·296 syf.·
27 günde okudu
·
2026 95. kitabı
Matt Haig
8.2/10 · 98,3bin okunma
Reklam
"İnsan uğruna yıllarını vererek aşındırdığı yolları tek seferde geri dönebiliyormuş. Yollar bazen hasret ve heyecanken, gemileri yakıp dönerken nefretin olabiliyormuş."
Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. Tedirgin etme beni. Bu sefer geride bir şey bırakmadım. Tasımı tarağımı topladım geldim. Neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. Beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim. Bir kere çavuş olduktan sonra bir daha amelelik yapamayan zavallı köylüye dönerim. Beni uyandır.
Var olmak mı, yok olmak mı, bütün sorun bu! Düşüncemizin katlanması mı güzel, Zalim kaderin yumruklarına, oklarına, Yoksa diretip bela denizlerine karşı Dur, yeter! demesi mi? Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız Bitebilir bütün acıları yüreğin, Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun. Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü! Çünkü o ölüm uykularında, Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından, Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu. Bu düşüncedir uzun yaşamayı cehennem eden. Kim dayanabilir zamanın kırbacına? Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine, Sevgisinin kepaze edilmesine, Kanunların bu kadar yavaş Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine, Kötülere kul olmasına iyi insanın Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken? Kim ister bütün bunlara katlanmak Ağır bir hayatın altından inleyip terlemek, Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa, O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya Ürkütmese yüreğini? Bilmediğimiz belalara atılmaktansa Çektiklerine razı etmese insanı? Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi: Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor Yürekten gelenin doğal rengini.
Kendini onurlandıracağın zaman gelip geçiyor. Çünkü herkesin tek bir yaşamı vardır ve seninki hemen hemen tamamlandı. Kendine saygı duyan biri değil de, diğer insanların ruhlarında kendi mutluluğunu arayan biriysen, şunu unutma: Yaşayacak on bin yılın varmış gibi davranma. Kaderin başının üzerinde asılı. Yaşadığın sürece mümkün olduğunca iyi ol. Geçmiş ve geleceğin her şeyi yutan sonsuz boşluğunu, dibi görünmez uçurumunu düşün. Bunlar karşısında böbürlenen, yakınan, feryat eden, kendini boş yere perişan eden olma. Ufacık bir parçası olduğun evrenin sana yalnızca kısacık bir anı bahşettiğini; zamanın bütünlüğü içinde payına düşen yazgıdaki küçücük rolünü hiç unutma. Kamu yararına değilse, hayatının kalan kısmını başkaları hakkında düşüncelerle yıpratma. Bir insanın değerinin, ilgi duyduğu şeylerin değeriyle ölçüldüğünü aklından çıkarma. Birtakım şeyler hakkında küstahça yargı verenleri ve senin de kendileri gibi yargı vermeni isteyenleri onaylama. Kötülük nedir? Pek çok kez gördüğün şeydir. Bu yüzden meydana gelen her şeyi, "daha önce birçok kez gördüğünü” unutma. Salatalık acı mı? Fırlat gitsin. Yolunda böğürtlen çalıları mı var? Etrafından dolan. Bu kadarı kâfi; “Bunlar neden yeryüzünde?" diye sorma. Başkalarının verdiği imkânla ışık saçan biri olma; başkalarının yardımıyla elde edilecek bir sükûnete ihtiyaç duyma. İplerimizi yönlendiren şeyin içimizde olduğunu hatırla. Bu, yaşamımızdır; deyim yerindeyse bizi insan kılar. Ya alıştığın yerde yaşarsın, ya kendi isteğinle alıştığın yerin dışına çıkarsın; ya da ölürsün ve hizmetin tamamlanır. Bunlardan başka seçenek yok. Bu yüzden cesur ol. Özetle, bir insanın kendi başına dik durması gerekir; dik tutulması değil, unutma.