Şimdi o sokaklardan teker teker geçiyoruz.
Taki hiçliğimiz gölgemizde yansıyıncaya kadar.
Mesela kollarımı açıyorum büyük bir rahatlama geliyor içimden.
İçimden geliyor büyük bir rahatlama,
Ceketimin yırtık cebinden vesikalığın düşmüş bir o kadar mağrur.
Ne de güzel ki, yağmur da yağıveriyor.
Sen ıslanıyorsun, ben de ıslanıyorum
Ah sonbahar'ı hiç sevmiyorum.
Öyle bakma bana, dudaklarım da ıslandı.
Şimdi konuşur olursam şu sokağı paklarım,
Ne o yağmur damlaları saf olur,
Ne de içimi döktüğüm vesikalığın.
Baksana şuraya kollarımı açtım işte!
Daha ne bekliyorsun, yağmur da dindi.
Kuşlar..
Onlar karaya inemiyor, göç etmeyi senden öğrendiler sokağa birden fazla ses attım.
Döner de sarılırsın diye, kuşlar senden öğrendi göç etmeyi, kalbimi kırıyorsun.
O Sokağın en başına resmini çizdirdim
Ben çizmedim, aslında yazmasını da bilmiyorum.
Doğarken adımı ufuk koymuş babam
Sahile iniyorum beşi kırk geçe,
Ufukta görünen kollarım var,
Ama ufka bakan gözlerin doğurmuyor güneşi.
O Sokakta yanan tek ışık vardı ya o da artık yanmıyor, gölgem de görünmüyor, ben de hiçliğimi pic ettim.
B.Ozdogan