Yine "şefaat teorisi" ile cehenneme hiç girmemek ya da girip çok çabuk kurtuluvermek Yahudilerdeki "Sayılı birkaç gün dışında kesinlikle bizi ateş yakmayacak." (Bakara, 2/80) ve yine "Ne yaparsak yapalım bizim günahımız affolunacak." (Araf/169) anlayışı arasındaki benzerlik oldukça manidardır. Nasıl onları Yahudi olmak ayrıcalıklı yapıyorsa, bizim de Müslüman olmamız ayrıcalık görmemiz için yeterlidir(!) Amellerimiz ne olursa olsun, ismimiz yeter(!) Bu Yahudi mantığına sahipsek, o zaman Yahudi'den ne farkımız kaldı ki? Çünkü bu mantık yüzünden onlar Yahudi oldu ve Allah'ın lanet ettiği kimselerden oldu. İnancımız aynı, ama ismimiz farklı. Bu isim farkı bizi kurtaracak, öyle mi?
"Allah'a ısmarladık, Maşallah, İnşallah, Allah rahmet eylesin, Allah cezanı versin, Allah'a emanet ol, Allah bilir." ifadelerinde olduğu gibi gündelik hayatımızda Allah kelimesini tek başına, övgüler ve ünvanlar eklemeksizin, yalın olarak çok rahat kullanabiliyorken, "Muhammed, Rasulullah, Peygamberimiz" gibi ifadeleri tek başına, yalın olarak kullanmayı günah addediyoruz.
Haftalarca papağan gibi bu aptalca şeyleri 4444 kere tekrarlamalısınız. Ne bir eksik, ne de bir fazla. Bu sayılar, çok kutsal sayılardır, bunlardan biri eksik olursa, anahtarın dişleri denk gelmez, hâliyle hacetiniz giderilmez, sıkıntılarınız da sona ermez! Allah'ın işi gücü yok, tefriciyenizi sayacak. Tövbe Ya Rabbi! Namazdan sonra yaptığımız mesnûn olan tesbihatta, 33 defa tesbih, tahmîd, tekbir getirilirken, Allah topu topu 33 kere anılır, yüceltilir, övülürken, bu şirk kokan "salât-ı tefriciyye" 4444 kere! Sanki bir yerde yanlışlık var gibi! Ne dersiniz?
Artık günümüzde, özellikle biz Türklerde salâvat getirmek bir ibadet formuna büründü. Hâlbuki ibadetler yalnızca Allah'a yapılır. Hiçbir peygamber kendisine ibadet edilmesini emretmez. Artık peygambere salâvat getirmek; ona esenlik dilemek, dua etmek için yapılmaz olmuş, bilakis; gönderilen salât-ü selamlar vesilesiyle, onun ruhaniyetinden istifade etmek, ruhaniyetiyle temasa geçip, aradaki perdeleri kaldırmak ve birtakım nurlar almak, onu rüyada görmek, şefaatine nail olmak, hurilere sahip olmak, şefaat makamı olan Makam-ı Mahmud'un kapsam alanını genişletmek ve tüm ümmetini onun şefaatiyle Nar-ı Cahîm'den azat etmek, vs. gibi İslam'da hiç bilinmeyen şeyler için yapılmaya başlanmıştır.