Romanın girişinde ’..194x ’lı yıllar….. ‘ vurgusuyla;
Cezayir’in Oran şehrinde farelerin getirdiği salgın hastalık ‘Veba’yı özel bir olay olmaktan çıkararak Evrenselliğe taşır Albert Camus.
Tarih ve yer fark etmez. Nazizmin yayılması, Almanya’nın Fransa işgali, Fransızların Setif ve Guelma katliamında 45 bin Cezayirlinin öldürülmesi gibi.. Olmuş ya da olabilecek savaşlar ve katliamlara veba salgını ile sembolik olarak gönderme yapar.
Türkiye’nin ve Dünya’nın bugünkü vebası Corona virüsü, İdlib ve mülteci sorunu ; Camus’nun tarih tekerrürden ibarettir sözü ile teyid eder adeta.
2020 yılının vebası ile romandaki Veba’nın ortaklığı vardır ;
Hazırlıksız gelen felaket, ölüm, acı, çaresizlik, savaş, yetersizlik, mücadele, acizlik, sefalet, sıkışmışlık, duvarın öte yanı, çocuklar, olmayan direniş, kabul görme, yazgı , devletin yüzü, durumdan rant sağlama, din tüccarları, acıyı ölümü yaşayan içerdekiler, flu bir film seyreder gibi beş dakika sonra gülüp bambaşka bir sohbette kendini bulan dışarıdakiler, farkındalık , kanıksama, duygusuzluk, umursamazlık, tutsaklık, karantina …
Veba; 194x yıllarında Oran şehrinde farelerin getirdiği bir salgın hastalığa karşı mücadelenin romanıdır. Hızlıca yayılan ve gittikçe çok sayıda kurban alan veba salgını ; Oran şehrini hazırlıksız yakalamış, ölüm acı, çaresizlik tutsaklık, acizlik yaşanırken, Camus veba ile insanların maskelerini düşürüp gerçek yüzlerini açığa vurur. Dolayısıyla Oran halkını, insanını , devleti , kurumlarını da tanımış oluruz.
Roman kahramanı Oran şehrinin insanlarıdır. Oran halkı tüm insanlığı temsil ederken; veba ‘da insanın içindeki kötülüktür.
Romanın geçtiği yer Oran şehri; Fransız ilinden başka bir şey olmadığı güvercini, ağacı bahçesi olmayan tam anlamıyla yansız bir kent olarak tariflenir.