Hemen hemen her tür kitabı okurum. Saramago'nun, George Orwell'ın, Jack London'ın ve Faruk Duman'ın büyük bir hayranıyım. Kahve ve kitap bu ikisini de ayrıca çok çok severim.
Artık ortada devrimci falan kalmadı. Her yer suçlularla dolu... uyuşturucu tacirleriyle... onlara eşlik eden fahişelerle... korumalarla... ve her zamanki gibi, İsviçre bankalarında nereden geldiği belli olmayan paralarla hesaplar açan büroklatlarla..
Başlı başına bir ırk gibidir bu insanlar, akıl almaz avamlıktadırlar, señor, sınıfsız insanlardır bunlar, ne halkın bağrından gelirler ne orta sınıftan ne de herhangi başka bir sınıftan; suçtan beslenen lümpenlerdir bunlar, toplumun fidyecileridir, sonradan görmelerin en aşağılıkları, en acımasızları, en açgözlüleridir, hiçbir idealleri yoktur, öldürmek, sömürmek, yağmalamak için fırsat kollarlar...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Doktorların hata yapma lüksü yoktur: dişi ağrıyan adamı apandisit ameliyatına sokarsa diplomasını elinden alırlar. Biz hukukçularsa "diplomamız" sayesinde, saf insanları kandırmak, rakiplerimizin ayağını kaydırmak ve dava kazanmak uğruna, iddialarımızın yanlışlar üzerine kurulduğunu bile bile, yalan söylemeye hak kazanırız.
Bekâret koşulu erkekler için değil, yalnızca kadınlar için geçerlidir. Evlenene kadar bekâretini kaybetmemiş erkeğin erkekliğinden şüphe edilir; iktidarsız, hanım evladı, gizli eşcinsel, memefobi hastası, iffet düşkünü, çekingen ya da keşiş ruhlu olduğu söylenir. Kız ise evlenmeden önce bekâretini kaybederse namussuz ilan edilir. Haksızlıktır bu. Çifte standarttır.
"Özgür ruh". Böyle bir şey var mıdır sahiden? Geçmişiyle, kökeniyle, ailesiyle bağı bulunmayan tek bir insan var mıdır? Kim işi, görevi ve sorunluluğundan bağımsız hareket edebilir?