Melike

Melike
@MelikeKuvel1
Biliyor musunuz sonunda duygularımın yıldönümlerini, eskiden bana hoş gelen, ama aslında hiç var olmamış şeylerin yıldönümlerini kutlamaya mecbur oldum.Yıl dönümü kutlaması da hep aynı saçma ve anlamsız hayallerle yapılıyordu .Tabii bunu da o Saçma hayaller artık var olmadığından onları yaşatacak bir şey de kalmadığından yapıyordum: malum, hayallerin de yaşatılması gerekir! Biliyor musunuz , bir zamanlar tek başıma mutlu olabildiğim yerleri anımsamaktan oraları zaman zaman ziyaret etmekten çok hoşlanırdım bir daha geri gelmeyecek geçmişi aynı şekilde bugün de kurmayı pek severdim...
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Savaşa girmek bir politika! Sonrasında düşmanla geçici bir anlaşma yapıp şu cansız bedenleri toprağa gömmek de bir diplomasi.
Dedi ki: 'Altınla oyalanmaktansa toprakla ovalanmak yeğdir.Zira toprak, altından değerli hazinedir. Kim kendini toprak görürse yücelir, altın olur. Bu yaşlarda benliğini toprağa göm ki tohumun yeşersin, altın olsun. Unutma;Umut kestiğin şeye karşı Özgür, tamah ettiğin şeye karşı tutsaksın.'
Üstelik, "yapamam ki!" Gerekçesiyle gerçekleştirmekten kaçındığımız davranışların çoğu aslında yapmak istediklerimizdir. Yapmak istemediklerimiz zaten aklımıza gelmez.
Ölmek, uyumak sadece düşünün ki uyumakla yalnız bitebilir bütün acıları yüreğin, çektiği bütün kahırlar insanoğlunun uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, O kötü! Çünkü o ölüm uykularında, sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından, ne Düşler görebilir insan, düşünmeli bunu bu düşüncedir uzun yaşamayı cehennem eden kim dayanabilir zamanın kırbacına? Zorba'nın kahrına gururunun çiğnenmesine, sevgisinin kepaze edilmesine, kanunların bu kadar yavaş yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine Kötülere kul olmasına iyi insanın bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken, kim ister bütün bunlara katlanmak ağır bir hayatın altında inleyip terlemek, ölümden sonraki bir şeyden korkmasa, o kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya ürkütmese yüreğini? Bilmediğimiz belaları atılmaktansa çektiklerine razı etmese insanı? Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi: düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor yürekten gelenin doğal rengini ve nice büyük yiğitçe atılışlar yollarını değiştirip bu yüzden bir iş bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.