Melike Demirci

Melike Demirci
@Melikedem
“Birdenbire bir şey oldu. Küçücük bir şey. Bir kapı açılmıştı, bir rüzgar esmişti, biri nefes almıştı, biri gözünü çevirmişti.” Düşünceler, yürüyüş yollarında açığa çıkmak ister. Yürümek eyleminin, bedeni koordine ve istikrarlı hareket ile disipline etme çabası, beyin ve beden arasında kurulan bağlantıdaki sempatik ilişkinin mucize bebeği olarak görülebilir. Bu denli tüm cümlelerim hep yürüyüşlerle başlar. En azından Tolstoy (!) gibi başka bir şehre gitmenize gerek yoktur. Şaka şaka. Yürüyorduk. Montlarım, kamburlarım, çuvallarım, zincirlerim, yokuşlarım, dişli çarklarım, yağlarım, kaslarım, sularım. Hah, en önemli şeyi unutuyordum. Burnun diyecektin, değil mi? Hayır, burun olamaz. Yürürken, kibirden ve egodan arınman gerekir. Yürüyorduk. Birdenbire bir şey oldu. Küçücük bir şey. Bir kapı açılmıştı, bir rüzgar esmişti, biri nefes almıştı, biri gözünü çevirmişti. Kapılar açıldı, montlarım gitti. Rüzgarlar esti, çuvallarım ve kamburlarım düştü. Nefesler alındı, zincirlerim ve dişli çarklarım çözülüverdi. Gözler çevrildi; yokuşlarıma, kaslarıma, yağlarıma, sularıma ve yürüyüşlerime yaz geldi. -Melike Demirci
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Az bilginin getirdiği, utanç dolu bakışların ardında sessizlik hakimiyet gösterir. Az bilgideki verimliliğin tadına varanda, az bilgi eksikliği bünyede ödemsel bir eziyete dönüşür. Az bilgi, ödem yapacaktır. Az bilgiyi su ile atabilmek ise mümkün değildir. Az bilgi ödemi, 50 kilo insanda 200 kilo hissettirir. Ağırlaşmış beden, hareket kapasitesinin minimum seviyelere inmesini sağlayacaktır. Ağırlaşan vücut, nefesini kontrol edemeyecektir. Ağırlaşan insan, bedenini yönetemeyecektir. Ağırlaşan insan, umutsuzluğu kendi içinde değil göbeğinin üzerinde görecektir. Az bilgi, aynı zamanda gaz yapacaktır. Bilimde, ikinci beyin olarak görülen bağırsakların, gaz ile dolmasının ikinci beyin kavramıyla bağlantısı vardır. Az bilginin gazı, bitmek bilmeyen bir şişkinliğe, hazımsızlığa ve huzursuzluğa dönüşecektir. Az bilgi gazı, bilginin eksikliğinde can çekiştikçe, tüm bedeni kıpır kıpır edecektir. Kıpır kıpır olan bedenin toplumsal yaşamda bulunma zorunluluğu, kişide çok mahcubiyet yaratacaktır. Az bilgi, sıkışır; çok mahcubiyet ise derin bir sessizliğe gömülme ihtiyacı oluşturur. Ağırlaşan bedeni hafifletmenin ve çok mahcubiyeti aza indirmenin en etkili yöntemi, az bilgiyi toprağa ekerek sıfırdan üretimi sulamaktır. -Melike Demirci
Zerredeyim. Yolda yürürken adımlarımı çok hızlı atıyorum. Her adımımda daha fazla büyüyorum. Büyüdükçe adımlarım daha sert basıyor. Büyüdükçe mesafeyi kısaltmanın hırsını yaşıyorum. Mesafenin kısa ya da uzun olmasının bir önemi olmadığını düşünüyorum. Bir kontrol düğmesi, beni istemsizce yürütüyor gibi geliyor. Aklımdan tonlarca düşünce geçiyor. Hiçbir düşünceyi odakta tutamıyorum. Ben yürüyorum, dünya geride kalıyor. Ben yürüyorum, düşüncelerim sırtımdan aşağı akıyor. Ben yürüyorum, ben benimle birlikte geliyorum. Her adımda bir iz bırakıyormuş hissiyatı yerleşiyor içime. Arkamı dönüyorum, hiçbir iz göremiyorum. Önüme dönüyorum, izleri görür gibi oluyorum, sanırsam kendimi fazla önemsiyorum. Birden küçülmeye başlıyorum. Küçülüyorum, adımlarım yavaşlıyor. Küçülüyorum, adımlarım hafifliyor. Küçülüyorum, ben artık geride kalıyor. Küçüldükçe önün ve arkanın tayini, yerini zerreliğin kabulüne bırakıyor. Adımlarım yerden kesildiğinde, küçülmem duruyor. Bir korna sesi duyuluyor, birkaç insan ayağı yere sürtüyor, sırtımdan aşağı akanlar boşlukta yayılırken, yüzüme zerrenin gülümsemesi yerleşiyor. Zerreye geri dönüyorum. Zerredeyim. -Melike Demirci
Tam iyileştim diyerek gülerken, nedir beni bu denli ağlatan, demiştim. An’dır, dedi. An! Dolu çuvalda problem aramama gerek yoktu, artık hoş geldim deyiverdim. Artık, buradayım.. -Melike Demirci
Bir sapkınlığı, bir anormalliği olduğu ya da suç işlediği bilinen bir insana yaşadığı müddetçe asla sapkınlığından, anormalliğinden, suçundan bağımsız bakılamaması korkunç bir şeymiş.
Sayfa 51·Kitabı okudu