Kitap üç bölümden oluşuyor (Lyon'da Düğün, İki Yalnız İnsan, Wondrak) ve ilk bölümü okuduğunuz zaman diğer bölümlerin de aynı basitlikte biteceğini bölümün başından anlayabiliyorsunuz.
1) Lyon'da Düğün
Duygunun ağır bastığı, aşkın ön planda olduğu bir hikaye. Okuyucuyu üzmekten duygulandırmaktan çok düşündürmeye itiyor.
Sonu klişe bitmeseydi en beğendiğim bölüm olabilirdi. Dizi kıvamında bi hikayeydi.
2) İki Yalnız İnsan
Bölümün başlığından hikayeyi anlayıp sonununu bilmek zor olmuyor. Aceleyle yazılmış gibi bi bölümdü.
3) Wondrak
Kurukafa diye anılan Ruzena Sedlak'ın hayatının bir bölümünün özetini anlatıyor.
Sonu diğerleri gibi bitmez umarım diye düşündüğüm fakat beni yanıltmayıp aynı klişelikte biten bi hikayeydi.
Okuduğum her kitaptan çıkarım yapıp beğenirim ama bu kitabı beğenmedim ve önerebileceğim bi kitap değildi.
Eşcinselliği olan eğilimi ve topluma aykırı olarak yazdığı düşünülen eserleri yüzünden kürek cezasına çarptırılan ve ailesi tarafından dışlanan Oscar Wilde bu eserinde de eşcinselliği konu almıştır. Oscar Wilde sonunda bir otel odasında duvara "birimiz gitmeli" yazarak intihar eder.
Benim görüşümce hangi dönemde olursak olalım içimden geçenleri tüm açıklığıyla ortaya koyacak bir eser çıkarırsak herkes tarafından dışlanabiliriz. Hiç bir dönemde düşünce özgürlüğü olduğunu zannetmiyorum.
"Gençlik sahip olmaya değer tek şey. Yaşlanmaya başladığımda kendimi öldüreceğim."
Oscar Wılde bu kitap için şöyle der; "Basil bendim. Henry ise dünyanın görmek istediği ben. Dorian ise benim olmak istediğim kişiydi."
Oscar Wilde, Dorian'ın çok güzel bir o kadar da çirkin biri olduğunu bilmesine rağmen neden olmak istediğim kişiydi diyor? Dorian dış görünüşünün derdine düşmüş, yaptığı her hataya ikincisini üçüncüsünü dördüncüsünü eklemiş bencil biri değil miydi? Deliler gibi sevdiği aşkının ölümüne sebep olan, her şeyden önce sanatı ve sanatçıyı öldüren değil miydi?
Oscar Wilde, Basil'in kendisi olduğunu söylüyor. Toplum tarafından hep dışlanmış bi insan olarak Basil'i ortaya çıkarmış olabilirdi. Basil Dorian'a aşıktı ve bu tepki görülecek bi durumdu. Kitapta da olduğu gibi gerçek hayatta da toplum Oscar Wilde'yi, yani sanatçıyı öldürmüştü.
Oscar Wilde, 'toplumun gördüğü ben' olarak Henry'i gösteriyor. Kitapta Dorian'ın içinin güzelliğini kötüye çeviren Henry'di. Güzel olan her şeyi söyledikleriyle kötüye çevirmişti ama hiç bir zaman kendi hatalarını görmedi. Toplum da Oscar Wilde'yi hep böyle gördü..
Kitap hepsinden çok güzellik uğruna ruhunu satan Dorian'ı anlattı. Hepsinden çok Dorian'a üzülmeme sebep oldu. Kendini dış düşüncelere göre yönlendirip kötü biri olmaya sebep oldu.
Madame de prie, bir zamanlar Paris'teki sarayın en gözde prensesidir ve devletin bütçesini sarsıp halkı kızdırdığı için sürgün edilir. Saraya dönmek için kırk takla atsada başarılı olamaz. Saraydaki hayatını özler ve sürgün edildiği yerde de bu hayatı yaşamaya çalışır ama istediği sonuca ulaşamaz. Çünkü Madam'ın tek çabası hainlik, kıskançlık, dedikodu ve erkekler üzerinedir, sürgün edildiği yerde bu ortamı bulamaz ve kendince unutulmamak üzerine planlar yapar..
"Ruhu zaten ölmüştü, geriye bir tek bedenini öldürmesi kalmıştı."
"Özlemimi duyduğu şan, ölümüyle zorla elde etmek istediği ölümsüzlük, adının yanından teğet geçmişti."
Hırsın, kibrin, kıskançlığın ve tutarsız zevklerin sonucunda beklenmedik bir unutulmak düşer Madam'ın payına.
Kitabın baş karakteri başlarda İvan Dmitriç olarak görülüyor ama baş karakteri aslında Andrey Yefimıç(Doktor)'dir. İvan Dmitriç bir hastanede ruh hastalarının olduğu koğuşta yani altıncı koğuşta kalıyor. Andrey Yefimıç, İvan Dmitriç' i tanıyor ve hep onu ziyarete gidip sohbet etmeye başlıyorlar. Deli olarak görülen İvan Dmitriç doktorun bütün tezlerini çürütüp her söylediği sözde daha mantıklı açıklamalar yapıyor, hangisinin daha akıllı olduğunu düşündürüyor okuyucuya.
Fakat bu sohbet sonunda farklı yerlere çekilip farklı sonuçlara yol açıyor..
"Benim hastalığım, yirmi yıl içinde bütün kasabada tek akıllı bir adam bulabilmemdir ama o da bir deli!"
Kitap din, felsefe, hukuk, insanlık açısından her konuda okuyucuyu düşündürüyor. Sonucunda sadece iyi olmanın insana yetmediğini bunun için çaba sarfetmenin de lazım olduğunu görebiliriz.
İnsanlar sürekli birbiriyle ilişkide bulunan varlıklardır ve bu ilişki içinde para önemli bir yer tutmaktadır. Fakat insanın kendi alınteriyle kazanmadığı bir para ona hiçbir fayda sağlamaz.
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,4bin okunma