Biz bu dünyaya ayırmaya, bölmeye, parçalamaya, gelmedik. Biz kırıkları onarmaya, ayrılanları birleştirmeye, hasılı insanlar arasında köprü olmaya geldik.
Bir gün gelir,
Açmaz dediğin çiçekler açar.
Gitmez dediğin dertler gider.
Bitmez dediğin zaman geçer.
Hayat öyle bir sır ki;
Önce şükür,
Sonra sabır,
Sonra da inanmak gerek.
«Mevlana»
Bazen öyle dönemler olur ki insanın hiçbir şey yapası gelmez. Tesadüf bu ya, böyle zamanlar hep büyük yükleri yükler insanın üzerine. Franz Kafka, "Milena'ya Mektuplar"da şöyle der: "Palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben?" Biz bile anlamazken, başkasına nasıl anlatırız?
Yaşadığımız bütün anlar içerisinde neden bu anı seçtiğimizi açıklamak da,kendi hikâyemizi bir roman gibi yeniden anlatmayı gerektirir elbette.Ama en mutlu anı işaret ettiğimizde,onun çoktan geçmişte kaldığını,bir daha gelmeyeceğini,bu yüzden bize acı verdiğini de biliriz.