Melis

Melis
Yeni kitaplar keşfetmeyi seviyorum. instagram.com/melisinn_kutuphanesii
Sen yoktun. Terkedilmiş bir İstanbul vardı. Yaslanmış gökyüzünün umarsızlığına, Eylül rüzgârlarıyla sararan Bayram kartpostallarına benzeyen. Sen yoktun Bir çocuk ağlardı istasyonlarda, Geceyarıları uykumu bölerdi hıçkırıkları, Trenler geçerdi gözbebeklerimden, Kirlenirdi bembeyaz umutlarım. Sen yoktun Tüm dünyayı değiştirebilirdim, Oysa aynalarda eskiyor yüzüm. Ne yana baksam karşımda bir anı, Meğer İstanbul ne çok benziyormuş sana.
Edebiyat
Reklam
Duygularımızdan, sevgimizden utanır olduk. Sevgisizliği savunmayı aklı yüceltmek sandık.
Sayfa 14
Pencerenin perdesini aç bana göster yüzünü Görmek için ben yüzünü dağları aştım da geldim Mani oluyor halimi takrire hicabım Denizler durulmaz dalgalanmadan Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır.
Sayfa 10
Çocukluğumu da eskisi gibi sevemiyorum, buna tam sevmemek de denemez, işte öylesine bir şey. Artık günün orta yerinde de sevini vermeler kalmadı.
Sayfa 9
Ne var ki bize zamanın eğilip bükülebilirliğini öğretmek, sadece en küçük hazzı ya da acıyı gerektirir. Bazı duygular bunu hızlandırır, bazılarıysa yavaşlatır; ara sıra da kaybolmuş gibi gözükür zaman, ta ki bir daha asla dönmemek üzere gerçekten de kaybolduğu son noktaya dek.
Alıntı
Reklam