Melis

Melis
@Melisa_Baydag
Almanca öğretmeni
Hacettepe University
Frankfurt
87 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·319 syf.··
2026 6. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 21:41
Derinden etkileyen bir kitap.. saat 03.09 arkada leyla the band çalıyor. “Gitme kaybedince daha çok seveceksin” diyor. Felix gitti, kaybetti ve daha çok sevdi.. Çocukluğunda sevgisiz büyüyen Felix, Henriette’e bir merhemmiş gibi bağlandı. Henriette’nin aşkı kutsaldı onun için. Kayıp bir ruhtu o.. Henriette ise acılara göğüs germiş, inançlı, sadık bir kadındı. İnandığı değerlere olan sadakati, Felix’i uzaktan sevmesine ve onu bir dostu, evladı gibi görmesine sebep oldu. Tek isteği Felix’in kendini geliştirmesi ve aralarındaki aşka sadık kalmasıydı. Felix eğitimi ve işleri için Paris’e döndüğünde oyunu bozdu. Ruhsal aşka tatmini ona yetmedi. Tensel hazların tatminine yenik düştü. Arabella ile tensel bir bağ kurdu. Bunları duyan Henriette kederinden hastalandı ve çok geçmeden bu acıya yenilerek öldü. O vakitten sonra Felix pişmanlığı ve aşkı en acı hali ile yaşadı ve bunun zehrinden kurtulamadı. Acı dediğimiz şey bazı insanları olgunlaştırırken, bazı insanları hatalarla dolu birine dönüştürüyor. Henriette acıyla harmanlanmış, kendi doğrularını en net hali ile benimsemiş güçlü bir kadınken, Felix acılarla kaybetmiş kendini. Kendine uzak olan, herkese uzak olur.. Acılar, bahane edilmediğinde saygı duyulası olur.
Vadideki ZambakHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202553bin okunma
Reklam
Puan vermedi·150 syf.··
2026 5. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2026 06:31
Jack London bu kitapta, dönemin ekonomik krizini ve sert yasalarını anlatmış. London, ülkeyi gezen ve bu gezi sırasında farklı maceralar yaşayan hobolardan biridir. Hobolar trenlerle kaçak gezen, evsiz gezginlerdir. Birbirine her yerde sahip çıkan, kalabalık bir ordunun küçük parçalarıdır. O dönemde avarelik yapmak yasakmış ve polis gördüğü yerde hoboları yakalayıp tutukluyormuş. Parasız oldukları için, ihtiyaçlarını kapı kapı dolaşıp dileniyorlar. Trende ise kaçak yolculuk yaparken, frenciye yakalanmamak için bin takla atıyorlar. Jack London yaşadığı tüm zorlukları olabildiğince güçlü ve neşeli bir şekilde kitaba aktarmış. Ülkeyi gezerken hayatta kalabilmek için, insanlara bir sürü farklı hikayeler anlatmış. Bu hikayeler ise yazarlık hayatında ona fikir olmuş.
YolJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,478 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2026 04:58
Quiquendone küçük ve huzurlu bir kasabadır. Bu yerde insanların nabzı bile yavaş atıyor. Herkes çok sakin ve bir karar verirken yıllarca düşünüyorlar. Kısacası sabrın yeri diyebiliriz. Doktor Ox ise bu sakinliği beğenmiyor. Halkı kendince canlandırmak ve hareketlendirmek istiyor. Bunu yapmak için kasabaya aydınlatma sistemi kurma bahanesi ile fazla oksijen pompalıyor. Bu deneyden sonra halk öfkeleniyor ve sakinliğini kaybediyor. Tüm özellikleri değişiyor. Kitabın sonunda, aşırı basınçtan ve teknik bir sorundan dolayı Doktor Ox’un kurduğu okshidrik gaz fabrikası havaya uçuyor. Böylece yapmış olduğu oksijen sistemi de çöküyor. İnsanların üzerinden fazla oksijen çekilince, eski sakin hallerine geri dönüyorlar. Doktor Ox’un aksine, o sakin kasabayı ben çok sevdim. Kitapta değinmek istediğim güzel bir ayrıntı var. Belediye başkanı Van Tricasse ve dostu Niklausse bir konuyu konuşmak için kuleye çıkıyorlar. Merdivenleri çıkıp yukarı katlara çıktıkça oksijenin etkisinden kurtulup sakinleşiyorlar. Eski sağlıklarına kavuşuyorlar. Tekrar aşağı inerken de o oksijen sistemine maruz kalıp yeniden çıldırıyorlar. Sakinlik ile öfke halinin arasındaki uçurumu, sağlıklı ve huzurlu bir zihnin yüksekte olduğunu, sağlıksız bir zihnin ise dipte olduğunu vurgulamış yazar.
Doktor Ox'un DeneyiJules Verne · İş Bankası Kültür Yayınları · 202123,7bin okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2026 3. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2026 03:35
Wells bu kitabında emperyalizmi eleştirmiş. O dönemde dünyanın birçok yerini istila eden İngiltere, istila etmek kavramını ilk defa kendisi yaşadı. Kendinden çok daha gelişmiş bir medeniyet olan marslılar, İngiltereyi çaresiz bırakan devasa bir yıkıma uğrattı. Halk ne yapacağını bilmeden kaçtı sadece. Yazar kitapta çok güzel bir mesaj vermiş. Marslıların sonunu getiren şey, insanoğlunun zekası, güçlü silahları ve modern topları olmuyor. Dünyada bulunan mikrop ve bakteriler oluyor. Marslıların bedenleri, bağışıklıkları olmadığı için bu organizmalar ile savaşamıyor. Fakat insanların vücudu her gün niceleri ile savaşıyor. Bu dünya insanlara aittir diyebiliriz böylece. İnsanoğlu bu bağışıklığı kazanabilmek için, tarihten bu yana çok bedel ödemiş. Kurtuluş, insanların çoğu zaman önemsemediği minik canlılar sayesinde olmuş. Güç algısını yeniden yansıtan, çok derin bir mesaj vermiş Wells. Kibrin boşa gidişini vurgulamış. Duygusal açıdan kitapta beni en etkileyen konu, kahramanın karısına kavuşmaya çalışması oldu. Karısını Leatherhead’e, kuzeninin yanına bırakmak zorunda kaldı ve sonra ayrı yerlerde mahsur kaldılar. Marslılar her yeri istila edince, ikisi olduğu yerde gizlenmek zorunda kaldı. Kitap boyunca aklı karısındaydı ve hep ona gitmeye çalıştı. Sonunda kavuştular.. Evrim bizden yana oldu kitapta :) Bize şanslarımızı hatırlatmış, önemsemediğimiz şeylerin aslında ne büyük değer olduğunu..
Dünyalar SavaşıH. G. Wells · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20216bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 2. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 03:49
Brigitte Reimann’ın gençliği Almanya’nın ikiye bölündüğü yıllarda geçmiş. Doğu Almanya’da bulunmuş Batı Almanya’ya kaçmayı çözüm olarak görmemiş. Sosyalizme inanmış ama devletin baskıcı yanını onaylamamış. 39 yaşında hastalık sebebiyle hayatını kaybetmiş. Kardeşler kitabı, yazarın hayatından otobiyografik izler taşıyor. Elisabeth’in önce büyük abisi Batı Almanya’ya gidiyor, sonra çok yakın olduğu kardeşi Uli de gitmek istiyor. Yazar da aynı şeyi yaşamış, kardeşi Batı Almanya’ya gitmiş. Kitapta Elisabeth Batıya gitmek isteyen kardeşini kalması için ikna etmeye çalışıyor. Elisabeth, koyu sosyalist bir karakterdir. Uli ise mantığını dinleyen bir mühendistir. Almanya’nın doğusunda (DDR) sosyalist insanlar yetiştirmek hedefleniyordu ve sovyet dostluğu hakimdi. İnsanların ne yaptığını sıkı takip eden bir yönetim vardı. İşsizlik, sağlık hizmetleri, gıdaya erişim gibi konular güvence altına alınmıştı ama her şey belli bir sınır ve sıkı denetim içerisindeydi. İthal ürünlere erişmeleri zordu ve daha fazlasını elde etmek için uzun bekleme sıralarına girmeleri gerekiyordu. Mesleki anlamda tatmin yaşamayan Uli, bu ideolojiyi zamanla mantığına kabul ettirememeye başlıyor. Yazar aynı zamanda insanların, ailelerin bu ideolojiden nasıl etkilendiğini de ele almış. Batıya giden gençler, ailede kimi zaman hain olarak anılmış, derin acılar yaşanmış ve aileler parçalanmış. Kardeşinden kopamayan ve duygusal yönü çok güçlü olan Elisabeth’in iç dünyası karanlıklarla doluyor. Doğu Almanya rejimi, devletin ideolojisine hizmet eden Totaliter bir yapıydı. Elisabeth gibi milliyetçi bir ressam bile bu düzeni iç dünyasında sorguluyor, zaman zaman muhalif düşüncelerde kayboluyordu. Sanat ideolojiye hizmet ediyordu ve Elisabeth’in soyut sanatına yer yoktu. İşçi ve sanatçı birbirine karışmış
KardeşlerBrigitte Reimann · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023257 okunma
Reklam