Anadolu’daki Türk geçmişini sadece Selçuklulara yığmadan anlatma iddiasında olsa da Danişmentliler ve Artuklular gibi devletlerin sürece katkısını Selçuklular kadar ayrıntılı ele almasını beklerdim. Ama bizans kaynaklarını değerlendirmesi öğretici.
Modern bir düşünürün,kendisinden iki yüzyıla yakın zaman önce yaşamış bir düşünürü vukufla yorumlayışı.
Taylor,Hegel’in hangi düşüncelerinin miladı dolmuş,hangilerinin ise bugün hala anlamlı olduğunu kendi düşünce penceresinden dile getiriyor .
Sol Ayağım,
Uzun zamandır okumayı düşündüğüm önemli bir eserdi. Beyin felci geçiren, konuşamayan, yürüyemeyen bir çocuk Christy. Ve aynı zamanda şu an incelemesini yazdığım kitabın yazarı, Christy.
Sol ayağıyla yazdığı kitabın…
Beyin felçli olan ancak doktorlar tarafından zihinsel engelli olarak teşhis konan yazarın, başta annesinin olağanüstü desteği olmak üzere, ailesinin (babası ve kardeşleri), çevresinin ve uzman personelin de yardımı ile verdiği yaşam mücadelesi bu eserde yalın, doğal ve akıcı biçimde anlatılmış.
Kitap, beyaz perdeye de biyografi olarak aktarılmış ve film de oldukça ilgi görmüş durumda.
Gerçek bir yaşam hikayesinin anlatıldığı kitapta;
* Yazarın çocukluğundan itibaren yaşadığı bedensel, bilişsel ve ruhsal değişim,
* Bir annenin doktorların zihinsel engel diye kestirip attığı teslimiyetçi teşhisi kabul etmeyerek, oğlunun yaşam mücadelesini koşulsuz ve aralıksız olarak olağanüstü bir gayret ve özveriyle desteklemesi (ki oğlu annesini yaşam savaşında en önemli silah arkadaşı olarak tanımlıyor),
* Bünyesinde bedensel engelli barındıran bir ailenin örnek yaşam biçimi,
* Özel durumdaki hastaların eğitimi, tedavisi ve topluma kazandırılması sürecinde çevrenin, eğitimcilerin ve sağlık uzmanlarının örnek tavır ve davranışları,
* Engelli bir bireyin pes etmek yerine, kendisinden daha güç durumda insanların da bulunduğunun da bilinciyle mücadelesine aralıksız devam etmesi başarıyla ele alınmış.
Oldukça etkileyici , bir o kadar da şükür etmeyi hatırlatan bir yaşam öyküsü . Vesile olan , kaleme alan , emeği olan herkesin yüreğine sağlık . Okunması önerilebilecek kitaplar arasında yerini aldı .
Ah Jack London . Bir çok kitabını okumama rağmen hala kitaplarının istediğim gibi bitmemesine alışamadım . Ama yine şaşırtmadın , bir solukta okuduğum bir kitap oldu . Özetle ,
Martin Eden gemi tayfasına dahil kaba saba bir adamdır. Ancak bir gün karıştığı bir kavgadan aristokrat bir ailenin oğlu onu dayak yemekten kurtarıp evine yemeğe davet eder. Kendisini böylesine üst düzey bir aile içinde bulan Martin evin kızı Ruth a aşık olur ve kendisini sorgulayıp değişmeye çalışır...
Okuduğu kitaplar, kendi hayatından sıyrılışı, onlara dahil olmaya çalışması ve sonunda kendisini her iki hayata da ait hissedememesi...
Çok beğendim. Martin Eden karakterini, sevgisini, mücadelesini, düşüncelerini, onurlu duruşunu gerçekten hayranlıkla okudum. Bu kitapta aşk, felsefe, siyaset, sınıfsal mücadeleler, hayal kırıklığı ve malesef ki vazgeçiş var. Okunması önerilebilecek kitaplar arasında çoktan rafımda yerini aldı . Teşekkürler Jack London !
Bir kitabı özetlemek , incelemek ne kadar zor ? sorulsa , aklıma gelebilecek ilk yazar ve kitaplardan biridir Oğuz Atay Tehlikeli Oyunlar . Alışılmışın dışında , roman tekniğinden uzak, kuraldışı bir teknikle yazılmış bir eser .
Romanlarında devrik cümleler kurmayı seven Oğuz Atay, paragraf boyutuna uzanan uzun cümleler kurmayı seven bir anlatıma sahip . Bu nedenle sık sık anlatım bozukluklarına da düşen Oğuz Atay’ın bu romanı bilinç akışı tekniğine dayalı, daldan dala, fikirden fikre atlayan bir üslup ve anlatımla yazılmış.
Kitabın bazı bölümlerinde kafamın çok karıştığını belli etmek isterim. Belki de yazar bunu bile isteye yapmıştır. Toz konduramıyorum. Romanda karakterin monologları çok fazla . Umutsuz ve karamsar, aynı zamanda esprili Hikmet’in iç dünyasını okumak bende çok güzel duygular uyandırdı. Uyandırmakla kalmayıp, yeni duygulara kapı açtı. Kafasındaki Albay Hüsamettin ile konuşmaları belki de dünyaya haykıramadıklarıydı. Hikmet Benol , belki de Oğuz Atay’ın bir yansımasıdır. Kim bilir ?
Sevgili Atay’ın hızlı geçişleriyle aklım bulanıp kitaba odaklanmakta zorlandıysam da bu kitabı sevmeme engel olan bir sebep değildi. Anlaşılan yazar bizim aklımızla yeni oyunlar peşindeydi. Hikmet’e biraz rahat verip, bize yönelmişti belki de . Anlamlı sözleri ufkumu açtı. Ne güzel yazmışsın Oğuz Atay ! dedim çokça içimden . Cümlelerin altını çizmekten yoruldum .
Yazarın ruhuna rahmet diliyorum.
Okunması önerilebilecek kitaplardan birisi olarak rafımda yerini aldı . Teşekkürler Oğuz Atay !