Sonuçta boz yavru korkunun kaynağını bilmese de korkuyu biliyordu. Muhtemelen onu yaşamın kısıtlamalarından biri olarak kabullenmişti. Bu tür kısıtlamalar olduğunu öğrenmişti çünkü. Açlığı zaten biliyordu, açlığını doyuramadığındaysa kısıtlamayı hissetmişti. Mağara duvarlarının aşılmaz engeli, annesinin burnunun sertçe dürtmesi, patisinin ağır darbesi, kıtlıklar sırasında doyu-
rulamayan açlık ona hayattaki tek şeyin özgürlük olmadığını, hayatta sınırlamalar ve yasaklamalar da olduğunu öğretmişti. Bu sınırlamalar ve yasaklamalar yasalardı.Onlara uymak, acıdan kaçmak ve mutlu olmak demekti.