Melkor

Duyular dünyasında olan her şey, zorunlu olarak doğa yasalarına bağlıdır; fakat insan, akıl sahibi bir varlık olarak, bu zorunluluğun ötesine geçebilir ve kendi eylemlerini özgürlük yasasına göre belirleyebilir.
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Eğer haz, arzulama yetisinin temeli olarak alınırsa, o zaman bütün eylemler yalnızca eğilimlere dayanır ve ahlâk yasası ortadan kalkar. Oysa ahlâk yasası, insanın eğilimlerinden bağımsız olarak, yalnızca aklın buyruğuna dayanmalıdır; aksi halde, eylem artık ahlâkî değil, yalnızca doğal olur.
Alıntı
Bu durumda aklın bir gereksinimi ortaya çıkar: bu gereksinim, herhangi bir spekülatif amaca hizmet eden bir varsayım değil, aksine eylemin zorunlu koşulu olan bir kabuldür. Çünkü insan, ne yapması gerektiğini belirlerken, yalnızca deneysel verilere dayanamaz; o, eyleminin anlamlı olabilmesi için, özgürlük, Tanrı ve ölümsüzlük gibi kavramları kabul etmek zorundadır.
Alıntı
İnsan, kendisi için hem görünüş hem de kendinde şeydir; doğa açısından ele alındığında, onun bütün eylemleri nedensellik yasalarına bağlıdır, fakat akıl açısından düşünüldüğünde, o özgür bir varlıktır. Bu iki bakış açısı bir arada düşünülmediği sürece, özgürlük ile doğa arasındaki çelişki çözülemez ve akıl kendi kendisiyle çatışmaya düşer
Alıntı
Gecenin Filmi 2: Azraili Beklerken
Gece neredeyse bitmişti ama sabah da gelmiyordu. Oda loştu; ışık açık olmasına rağmen karanlık tam olarak dağılmamış gibiydi. Saatin tik takları yoktu ama zamanın geçtiği hissi ağır ağır birikiyordu. Adam sandalyede oturuyordu. Ne beklediğini biliyordu aslında, sadece adını söylemiyordu. Kapıya bakıyordu ara sıra. Kapı kapalıydı ama kapalı olması hiçbir şeyi garanti etmiyordu. İşte Azraili Beklerken tam olarak bu anın filmi. Büyük olaylar, karmaşık hikâyeler yok. Tek bir mekân, tek bir bekleyiş ve tek bir aşkta yoğunlaşan bir his var. Film ilerledikçe dış dünyadan kopuyorsun; geriye sadece karakterin zihni ve onunla birlikte senin düşüncelerin kalıyor. Anlatı neredeyse hiç ilerlemiyor gibi görünür ama aslında içten içe derinleşir. Azrail somut bir karakter olarak karşına çıkmaz; daha çok yaklaşan bir şeyin fark edilmesi şeklinde hissedilir. Bu yüzden filmdeki gerilim bağırmaz, sessizce birikir. Sonuna doğru film sana net cevaplar vermez. Ne gördüğünü tam olarak açıklamaz. Ama seni o bekleyişin içinde bırakır. Ve en rahatsız edici olan da budur: kapının gerçekten açılıp açılmadığından çok, senin onu beklerken ne hissettiğin önem kazanır. En sevdiğim sanat filmi olarak listemde yer alıyor. İyi seyirler
Film