"Hekim Şerefeddin biliyordu ki sevda, lades kemiği gibiydi. Bir kere kırılmaya görsün akıldan çıkmazdı. Dağda, bayırda, kırda, köşede, bucakta, kılıçta, kalkanda, sofrada, aşta, ekmekte hep akıl-da dururdu. Ona uzanan her elde "Aklımda" diye bir gök gürlerdi içinde. Almak istediği her şeyde "Aklımda" diye bir firtına ko-pardı zihninde. Eskiler sevdalılara, memleketten ayrılmayı, göç etmeyi, başka diyarlara gidip yerleşmeyi salık verirlerdi. Tüm ha-tıraların böyle silineceğini düşünürler, unutmanın yolu bu sayar-lardı ama o, şimdilerde, akla hiç sokmamanın daha iyi olduğunu düşünüyordu. Bir lades oyunu değildi sevda, ladesin kendisiydi"