Hiç kuşkusuz benim de seni sözlerimle incittiğim olmuştur ama ben bunu yaptığımın hep farkındaydım; ne kadar acı çeksem de kendimi bundan alıkoyamıyor, kelimeleri bir türlü yutamıyordum ve söyler söylemez de pişmanlık duyuyordum. Ama sen, bir an olsun bile düşünmeden eleştirilerde bulunuyor, kimse için üzülmüyordun; ne söylerken ne de sonrasında. İnsanları sana karşı tek kelimeyle savunmasız bırakıyordun.
Zavallı çocuklar! Sizlerin o minik elleri birkaç asırdan beri insanlığın altında inlediği esaret zincirlerini kırmak için değil, belki kendiniz gibi küçük kuşları, güzel çiçekleri okşamak içindir.
"Sana mı kaldı?" diyenler de. Ben de , "Evet, bana kaldı!" diyorum. En azından pek çok insan gibi ikiyüzlü değilim. Doğrularımın peşinden koşuyorum. İçim rahat.
Bir de bana , "Çatlak,korkulur senden," falan derler. Halbuki sıradan bir insanım. Manyak falan da değilim yani. Susmamak ne zamandan beri çatlaklık oldu?
Sıradan, zincirlenmiş bir insan olmak daha mı iyi? Düşündüğünü söyleyemeyen, söylemekten korkan, yargılanmaktan, eleştirilmekten korkan biri olmak?
Varalım farklı olalım, farklılıklarımız özgürlüklerimizdir.