Bir litre gözyaşı sayesinde adını duyurmuş bir kitap. Ne kadar acı, böyle sanatsal bir kitabı dizi sayesinde duymak aslında. Kitabı Aya Kito'nun ağzından okuyoruz. Günlük aslında. 14 yaşında bir çocuk daha o. Ama amansız bir hastalığa yakalanıyor. Dizide de adı geçen beyincik ve omuriliğin dejenere olması. Her şey seyrinde ilerlerken birden bire vücudunda ters giden bir şeyler olduğunu fark ediyor Aya. Bazen düşüp yaralanıyor bazen de olduğu yerde kalıp hareket edemiyor. Bu hastalığın tedavisi yok. Sadece ilaçlarla geciktirmeye çalışıyor doktorlar.
Yaşadıkları zorlukları okurken gözlerimiz doluyor. Bu kadar acıya rağmen hala umut dolu olması, gösterdiği çaba insanın yüreğinin kabarmasına sebep oluyor.
Hele bir de bu hastalığın var olması, geçmişte yaşanmış olması ve şu an bir yerlerde bunu yaşayan insanların olduğunu bilmek insanı daha çok üzüyor.
Aya'nın hastalığı 10 yıl sürüyor. Ve biz sadece 8 senesini okuyabiliyoruz günlükten. Geri kalan 2 seneyi yatağa bağlı geçiriyor.
Rahat olan ne? Yürümek istememe rağmen yürüyemez hâle geldiğim için acı çekiyor ve dertlerimden sıyrılmaya çalışmak için uğraşırken isteyerek, severek mi tekerlek sandalyeye bindiğimi düşünüyorsunuz?