Kitapta bol bol destekli uykudan bahsedilmiş. Taa nine ve dedelerimizden kalan ayakta sallama, emzirerek uyutma, annenin kokusunda çocuğu uyutması, çarşafla battaniye ile bebeği sallama, arabaya bindirip şehir turu attırarak uyutmanın aslında güvenle bağlanma değil sadece bağımlılık olduğundan bahsetmiş yazarımız. Aslında bu tür uykulardan bebeği vazgeçirmekte ne kadar erken olursak çocuğun o kadar hızlı alışacağını da ekliyor.
Kendisi uyku danışmanı diplomasına sahip. Yurtdışında bunun eğitimini almış ve Türkiye'de bir sürü prens/prensesi uykuyla tanıştırmış. (kendi başına uyumalari için anne ve babalara eğitim vermiş.)
Kitapta uyku yöntemlerine değinmiş ayrıntılı olarak. Anlatımı çok yalın. Kitaptaki bilgilere uyulduğu takdirde kendi kendine uyumayan çocuk kalmayacağını da eklemek istiyorum. Yazarında dediği gibi sabır, sabır, sabır sadece
Kemal Hamamcıoğlu'na hasta biri olarak kitabı ilk başta çok zorlanarak okudum açıkçası. 'Birini Pencere Kenarına Çiçek Koyacak Kadar Sevmek Lazım.' gibi düşünerek okumaya başlamamdan kaynaklandı zorlanmam. Onun gibi içinde bir kahraman ve o kişinin hayatı üzerinden ilerleyecek ve araya ufak ufak denemeler atacak sandım.
Ama yine harikalar çıkarmış. İlk etapta hem apartmandaki kişileri algılayıp, hem de Özlem'in gittiği başka dünyayı okuyorsunuz. Tam apartmana hakim oldum sanıp ilerlerken o bölüm bitiyor ve Özlem'in götürüldüğü öbür dünyanın hikayesi başlıyor. Tam oraya ısınıp merakla sayfayı çevirirken hooop apartmana geri dönüyorsunuz.
Okuyucuyu meraka yöneltmesine gıpta ile baktım sürekli. Kitabın konusu bence kesinlikle distopya. Yazar hem kendi dünyamızı anlatıyor hem de ütopik bir dünya ile tanıştırıyor bizi. Kitabın sonunda da herseyin daha yeni başladığını söyleyip, ikinci kitaba göz kırpması içimdeki kelebeklerin kanatlanmasına neden oldu. 4 gözle bekliyorum serinin devamını ️
Aşk Hikayesiyle GelirKemal Hamamcıoğlu