Meltem

Anarşist Banker
8/10
·56 syf.··
2026 30. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 19:44
Bu kitabı okurken kendimi sürekli alıntı kaydederken buldum çünkü yalnızca anarşizm üzerine değil, toplumsal düzenin nasıl kurulduğu üzerine düşündürüyor. Bir sosyolog olarak özellikle ‘toplumsal kurgu’ vurgusu dikkatimi çekti; para, devlet, din, aile, sınıf gibi şeylerin ne kadar doğal ne kadar inşa edilmiş olduğunu yeniden düşündüm. Fakat kitapta asıl ilgimi çeken nokta, özgürlük iddiasıyla ortaya çıkan yapıların bile zamanla yeni bir baskı biçimi yaratabileceğine dair eleştiriydi. Her düşüncesine katıldığımı söyleyemem; bazı çıkarımları oldukça sert ve tek taraflı geldi. Ama uzun süre zihinde kalan, tartıştıran bir metin olduğu kesin.
Alıntı
Anarşist BankerFernando Pessoa · Can Yayınları · 20202,006 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hamnet
10/10
·293 syf.··
2026 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2026 17:03
Bu kitabı önce filmi sayesinde duydum. Filmi izlemek yerine önce metnin kendisiyle tanışmak istedim. İyi ki de öyle yapmışım. Çünkü bu kitap, yasın ve kaybın insanın içine nasıl yerleştiğini, nasıl biçim değiştirdiğini ve herkeste bambaşka bir şekilde yaşandığını o kadar güçlü anlatıyor ki, okur olarak sadece tanık olmuyorsunuz; o acının bir parçasına dönüşüyorsunuz. En başta bir ölüm okuyacağımı bilerek başladım. Ama asıl çarpıcı olan, ölüm anından çok, o ana kadar geçen sürecin katman katman işlenişiydi. Günlük hayatın sıradan akışı içinde yaklaşan felaketin gölgesini hissetmek, geriye dönüşlerle (flashback) geçmişin bugüne ustalıkla bağlanışı… Yazar gerçekten bir film kurgular gibi yazmış. Sahne geçişleri, atmosfer, diyaloglar… Okurken birçok anı zihnimde bir sinema sahnesi gibi canlandırdım. Hatta bazı bölümlerde “Bunu beyaz perdede nasıl görürdüm?” diye hayal ederek ilerledim. Agnes ve eşi arasındaki ilişki de beni derinden etkiledi. Birbirlerine duydukları güven, sarsılmayan bağları, destek oluşları… Okurken içimden onların hiç ayrılmamasını, aralarındaki o güçlü bağın hiç zedelenmemesini diledim. Ancak yas herkes için aynı şekilde yaşanmıyor. Agnes, acının içine giren, onunla yüzleşen ve sonunda kabullenişe doğru ilerleyen taraftı. Ölümü gördü, dokundu, yaşadı ve onunla kalmayı seçti. Hamnet’in babası ise başka bir yol seçti. Ölümün hemen ardından uzaklaştı. Evden, anılardan, gerçekle yüzleşmekten kaçtı. Belki de evden uzak kaldığı sürece oğlunun hâlâ bir yerlerde yaşadığına inanabiliyordu. Ölümü görmezden gelmek, onu ertelemek, yok saymak… Dört yılın sonunda, belki de Hamlet oyununu yazarken ilk kez gerçekten oğlunun ölümünü kabullendi. Sanatın, bastırılan acıyı dışarı çıkaran bir alan oluşunu burada çok güçlü hissettim. Kitap boyunca beni en çok yaralayan
1000Kitap
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,3bin okunma
ÇİÇEKLENMELER
10/10
·116 syf.··
2025 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2025 21:46
Çiçeklenmeler Melisa Kesmez'den okuduğum ikinci kitap oldu. Yazımıyla, kurgusuyla en başından itibaren sizi ele geçiren ve bir an önce ne olacağını merak ettiren bir kitaptı benim için. Okurken benim için bir farkındalık oluşturan bir kitap oldu. Tüm hayatınızı yaptığınız bir seçime göre yaşamak zorunda değilsiniz. Sevdiğiniz kişi başka biriyle evlendiğinde hayatın sonu olmuyor. Sevdiğiniz kişi öldüğünde hayatın sonu olmuyor. Hayatta yaşanılan olaylar sizi ne kadar üzerse üzsün hayat devam ediyor ve sen hayatı görmeye, etrafını keşfetmeye başladığında aslında çevrenin o kadar karanlık olmadığını anlıyorsun. Kitapta Türkan karavan yolculuğunda Ulaş'la gittiği yerdeki manzarayı gördüğünde hissettiği duygular gibi aslında. Sen bakmadığın zaman da o güzel gün batımı var. Eğer sen orayı görmeyi tercih edersen senin için de olur. Hayatta görmeyi öğrenmek zaman alıyor bizim için. Hep görebilmek dileğiyle...
Edebiyat
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,5bin okunma
Dudaktan Kalbe – Reşat Nuri Güntekin
8/10
·288 syf.··
2025 20. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 25 Ekim 2025 23:10
Sevdanın dudaklarda başlayıp yavaş yavaş kalbin derinliklerine sızdığı o ince çizgiyi en iyi anlatan yazarlardan biridir Reşat Nuri. Dudaktan Kalbe ise, insan ruhuna işleyen kelimeleriyle, bir başka yerde konuşması mümkün olmayan sızılara tercüman oluyor. Romanın merkezinde duran Kenan, bir yara kabuğu gibi içini saklayan, ama başkalarının kalbini kanatmaktan çekinmeyen bir adam. Sevmek ile eğlenmek arasındaki çizgiyi bilmediği gibi, kendine yakıştıramadığı duyguların yükünü de hep başkalarının omuzlarına bırakıyor. Ne yaptıkları için gerçek bir özrü, ne de o karmaşık kalbine karşı bir sorumluluğu var. “Çocuk” diyerek küçümsediği Lamia’nın yanından ayrılmaması, onun safiyetini bir oyuncağa çevirmesi, en çok da buna duyarsız kalışından dolayı incitiyor insanı. Kenan’ın hayatı boyunca tutunacak bir dal ararken, her seferinde kendini savruluşlara bırakması; gönlünü eğlendirmekle tatmin olup derin bağlara cesaret edememesi, onu sevilebilir olmaktan uzaklaştırıyor. Lamia ise henüz rengini yeni bulan bir baharın ilk günü gibi. Gençliğinin acele atan kalbiyle karıştırdığı duyguların içine düşmesi çok normal. Onu en çok yaralayan şey, duyduğu sevdanın ağırlığı değil; çevresinin sözleri, erkeklerin bakışları ve bir çocuğun taşıyamayacağı kadar ağır olan yetişkin acıları. Buna rağmen eğilmemesi, başını kaldırıp yürümeye devam edebilmesi, belki de hikâyedeki en büyük galibiyet. Nimet’le işi bittiğinde yeni bir gönül eğlencesi arayan Kenan’ın nişanlı oluşu bile durmuyor onu. İşte burada roman, sevdanın adını unutup hevesini büyüten insanları yüzümüze çarpıyor. Lamia’nın kendine sahip çıkışı, yaralarını saklamadan yürüyüşü; Kenan’a dönmeyip ruhuna yakışır bir adamla hayatına devam edebilmesi, o dönemin gölgeli koşullarında parlayan bir umut gibi. En çok da şu acı hakikati
Edebiyat
Dudaktan KalbeReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20248,2bin okunma
Bayan Ming ve Hiç Olmayan On Çocuğu
9/10
·72 syf.··
2025 21. kitabı
Bayan Ming ve hiç olmayan on çocuğu hakkındaki bu kısa hikaye oldukça akıcı ve ilgi çekici. Okurken hikayeyi anlatan kişi gibi bu çocukların gerçekten var olup olmadığını sorguluyorsunuz ve gerçeği öğrenmeye çalışırken bir bakmışsınız ki kitap bitmiş. Kurgu olarak güzel kurgulanmış, bir sonuca bağlanan ve kişinin kendi hayatını sorgulayıp ders çıkarmasını ve gelişmesini sağlayan bir kitap olmuş. Aynı zamanda Çin'deki tek çocuk döneminin getirdiği göz ardı edilen ölümleri de gözler önüne sermektedir.
Edebiyat
Bayan Ming'in Hiç Olmayan On ÇocuğuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20257,4bin okunma