Kabalacılar, kıyametten sonra dünyadaki tüm dillerin yeniden karışıp Âdem’in cennette Tanrı ile konuştuğu dile dönüşeceğini öne sürerler. Yalnızca o son anda söylemek istediklerimizle fiilen söylediklerimiz arasındaki bir sözcük dizgisinde ifade edilenle sonra başka bir sözcük dizgisinde tereddüt içinde yeniden inşa edilen arasındaki, sezdiğimizle kavradığımız arasındaki, ilhamdan neşet edenle gerçekleşen arasındaki o uçurum kapanacak ve birbirimizi anlamayı başaracağız.”
Yüzyıllar sonra Voltaire, bir çevirmenin kendi sözcük evini, özgün metnin her bir Tuğlasını yeniden üreterek inşa etmesi gerektiği fikrine karşı çıktı.
“Her bir sözcüğü anlamından sıyırıp yazıya dökerek birebir çeviri yapanlara lanet olsun! Burada şunu kesin kez söyleyebiliriz: Harf öldürür, ruh hayat verir!”