Dostoyevsky’nin en sona bıraktığım kitabıdır. Siyasi, dini ve ahlaki açıdan bir başyapıt olduğunu düşünüyorum. Kitaptan olabildiğince verim alabilmek için notlar tutarak ve uzun bir zamana yaymadan sıcağı sıcağına okudum.
Dostoyevsky hiç okumadıysanız kesinlikle bir başlangıç kitabı değil onu belirtmeliyim. Uzun betimlemeler, çok fazla karakter ismi geçiyor olması (özellikle Rus isimlerinin zorluğu ve her okuyuşta farklı isim kullanılabilmesi ) yazarın kitaplarının okunmasını bir tık güçleştirebiliyor ama alıştığınızda gözünüz korkmasın akıp gidiyor.
Gelelim konusuna;
Moskova üniversitesinde Ivanov isimli öğrencinin, “ Halkın öcü “ isimli örgütün üyeleri tarafından öldürülmesinden etkilenerek yazılmış bir romandır. Üyeleri örgütleyen kişi olan Sergey Nechayev’in karşılığı romanda Pyotr Stephanoviçtir. Karakter manipülatif özelliği yüksek adeta kitaptaki herkesi parmağında oynatan biridir. Ivanov’un karşılığı ise romanda Şatov’dur. Pyotr Stephanoviç muhbir olduğunu iddia ederek kendi kurduğu hücre dediği yapının üyelerine Şatov’u öldürtür ve amacı hepsini suç ortağı yapıp daha kolay itaat etmelerini sağlamaktır sözde davasına. Ancak planları suya düşer bir nevi. Kitabın siyasi yüzü bu olay çerçevesinde geçiyor.
Ancak ateizm ve dini inanç üzerine uzun uzun konuşmalar ve tartışmalar da yer alıyor. Özellikle Dostoyevsky kitaplarında en sevdiğim kısımlar bunlardır. Tamamen tarafsız bir şekilde iki karakteri birbiriyle konuşturur ve siz oradaymışsınız gibi okursunuz.
Nikolay Vsevolodoviç’in ahlaki bozulmuşluğu ve iç dünyasında psikolojik çözümlemeler… nasıl anlatılabilir ki okumadan kelimelere dökebilsem Dostoyevski olurdum zaten.
Stepanovich’in kendini aydın görmesi ve köylüden bihaber olması yine Rus aydınlarına bir taşlamadır.
Krillov’un inanma ve inançsızlık
arasında
EcinnilerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20197,3bin okunma
Hayır öteki dünyadakine değil, bu dünyadaki sonsuz hayata inanıyorum. Öyle anlar vardır ki, onlara eriştiğinizde zaman bir anda durur, yerini sonsuzluğa bırakır.
Pek çok güzel eğilimlere hakseverlik, eşitçilik gibi yönelişlere sahip olduğuna kuşku yoktu; ancak bu duygular kişiliğinde sanki sürekli olarak kendi düzeylerini arıyordu ve bunu bir türlü bulamadıkları içinde tam bir karmaşa heyecan tedirginlik egemen ruhuna. Belki de kendine karşı aşırı katıydı: yerine getirebilecek gücü bulamayacağı şiddette talepleri vardı kendinden.