Her savaşta hain olur ve maceramızda da bu gerçek değişmiyor ve zaman kendimi farklı yollarla tekrar etmeye devam ediyor. Aynı zamanda bazı kararların ne kadar ölümcül sonuçlara neden olucak olsa da yanında beklenmeyen iyi sonuçları da doğurabileceğini görüyoruz.
Bu kitap seride bulunan 5 kitap arasında en sevdiğim oldu diyebilirim çünkü hem Fabio'nun hem de konaklık ettiği Eltanin'in hikayesi ve meyvesinin bulunması ve formunun karışıklığı çok güzeldi.
Ayrıca bu kitapta Sofia ve Lidja'nın arkadaşlığı ve aralarında bulunan bağın içinde bulundukları bu kaos ile gelişmesi de çok tatlıydı. Zorlu ve bir o kadar karmaşıktı, özellikle de Sofia'nın hala tam olarak adapte olamadığı bu olağandışı değişimlerden dolayı kendisini güvensiz hissetmesi, ancak hepsinin üstesinden bir şekilde geldiler.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Başlamadan önce mini eğlenceli bilgi vermek gerekirse kitapta adı geçen ejderler Draco Takımyıldızı'nda bulunan yıldızların isimlerini taşımaktadırlar.
Seriye bana kalırsa bu kitap ile iyi bir başlangıç yapılıyor. Davet ettiği evreni okucuya adım adım sunuyor ancak ilk kitaplarda olan hafif yavaşlık da var. Başlarda bu yüzden biraz sıkıldım. Kitap, Sofia ve onu evlat edinen Prof. Georg Schlafen tanışmasından sonra Sofia'nın profesörün evine taşınmasından sonra azar azar hızlanıyor. Hatta Sofia ve Lidja'nın tanışması ile iyice hızlanıyor.
Kitapta ayrıca ana karakteri de konuşmak gerekirse; kendisi her ne kadar koruyucu ejderlerin lideri ve aynı zamanda en güçlü ejder olan Thuban'ı içinde barındırıyor olsa da geçmişte yaşadığı yer olan yetimhaneden dolayı kişiliği çok çekingen bir yapıya sahip. Bu kişiliğini en çok zorlayan kişi hiç beklemediği anda yapı olarak neredeyse kendisi ile taban tabana zıt olan Lidja'nın eve gelmesi ile gelişmeye başlıyor. Her ne kadar Lidja başlarda Sofia için bazı konularda aşırı sert ve antipatik bir şekilde davranıyor olsa da bu atışmaları Sofia'nın gelişimi için arkadaşlıkları kadar önemli. Lidja, kitabın sonlarına doğru Sofia'nın en iyi arkadaşı olsa da aynı zamanda en büyük desteği ve motivasyonu oluyor.
(Çok bilindik bir kitap olduğu için bu sefer inceleme yerine kendi düşüncelerimi yazmak istiyorum.)
Bana kalırsa kitapta dil ve topluma saldıran sistemin -her ne kadar mükemmel gibi görünse de- dünyamıza geçememe nedenlerinden biri kitapta olan Winston karakterinin bizzat kendisinde saklı. Kendisi için kitabın sonu her ne kadar kötü bitiyor olsa da kitap aslında bir kapıyı gizlice aralık bırakıyor. Sistem kendisi dışında kalanı sisteme tekrar entegre edebilmek için çok fazla kaynak harcıyor. Bu tarz bir açık kapı (veya zayıf halka diyebiliriz) arka planda çok büyük olaylara vesile olabilir. Winston gibi sadece bir düzine insan olsa dahi çok rahatlıkla büyük sorunlar ortaya çıkabilir.
Diğer bir dünyamıza bu sistemin entegre olamayacağına dair düşüncem ise şu an hayatımızda olan internetin bizzat kendisi çünkü yazılı olan basımların erişimi her ne kadar kısıtlı olsa da internet -her ne kadar kısıtlansa dahi- erişimi tamamen engellenemeyen bir varolma gücüne sahip. Bilgi her zaman orada ve ulaşılabildiği an tüm gücünü kullanılabiliyor.
Gizemli ve güzel bir masal arayışında olanlar için kesinlikle en iyi tercihlerden birinin bu kitap olduğunu düşünüyorum.
Kitap normal bir masal kitabında olduğu gibi içinde barındırdığı gizemleri belli bir sırayla hemen önümüze sunmuyor. Her bir gizemin kendine has sahneye çıkışı olduğunu söyleyebilirim ve bu da okuyucuyu merakla çok ayrı bir güzellikte kitaba bağlama yöntemi.
Bu yöntem bana ayrıca yazar C. S. Lewis 'in hikaye sunum tarzına çok benzettim (ki zaten kitabın sonundaki son sözde ilham aldığı kişiler arasında da vardı).
Kitap hakkında en sevdiğim kısım ise tutsak perimizimin serbest kalacağı günü betimleyen bilmecenin açıklandığı ve çözüldüğü kısımdı. Bu büyülü evrende bu durumun bu kadar hoş bir tarzda çözülmesini beklemiyorum ve beni çok etkilemişti.