BÖLÜM 1
Roman değil kocaman bir şiir. Yazarımızın kitabı iki bölümden oluşmaktadır. Karacadan önce ve Karacadan sonra…Kitabımızdaki ilk bölüm olgunlaşmamış bir zihnin çevresinde olup bitenleri anlamladırmaya çalışmasını konu ediyor.Yatılıda okuyan Robin bunları öyle bir dille anlatıyor ki sanki çocuksunuz ve oradasınız. Annenizi o an o hasretle özlemekte ve gece tuvalete giden Robinin korkusunu kendiniz hissetmektesiniz. Doğudaki sorunları ana hatlarıyla ince eleyip sık dokumuş bir biçimde karşımıza çıkmaktadır yazar. Öğretmenlerinin çoğunu iyi anlatmasa da Yunus Hocasından bahseder.Nitekim diğer hocalardan Bay X diye bahsetmektedir.Sanki sizin adınızı hatırlamaya bile değer bulmuyorum dermişçesine… Okuldaki zorluklar yetmezmiş gibi bir de eve gelince zorluklar görülür. Okula gidince eve, eve dönünce de okula hasret kalır bir yanı. İlk bölümde eleştirilen tek konular bunlar değildir. Çoklu sınıflar, anadil baskılanması, modernleşmeye beraber yalnızlık da eleştirilir. Hatta çoklu eğitimi şu cümleyle açıklayarak bize mükemmel kalem ve zekasını gösterir: “Çarpık kentleşme gibi bir nesil inşa ediliyordu”.Fakat en çok insan yüreğine dokunan kadın konusudur. Ana düsturu” Jin, Jiyan, Azadi” olan, Jin -kadını- özgürlük ve yaşamdan önceye koyan bir halkın kadına karşı olan yanlışlarını sıralar. Yazarın en çok beğendiğim kısmı ise başta da belirttiğim gibi devrik cümlelerle insanı kendisine çekmesi- ki bu birçok okuyucuya göre sıkıcı olabilir fakat yenilik risk ister:)- ve sorularla insanı sık sık düşünmeye sevk etmesidir.Babasının vefatını anlatırken biraz hızlı geçer ve bu gerçekten biraz kaçıyormuş hissiyatı verir.
BÖLÜM 2
Kültür şoku…İstanbul’a gidiş ve doğu-batının bir olmayacağına karşı acı bir farkındalık.Vee bölüm ikiye geldik. Hayatını iki kısma ayıracak olan