Stefan'ın mutlu sonla bitirdiği çok nadir romanlardan biri diyebilirim. İnsanın her şeyinin tam olmasının heyecan arayışına vesile olduğunu, bunun devamı olarak da yapılan eylemlerin tedirginlik verici akışını okuyoruz bu kitapta. Karakterimizin aslında mutlu bir evlilik yaşadığını bize hissettirse de roman bazı yerlerde-"Kocası hiçbir zaman kişisel görüşlerini ona açıklanmamış, ama öte yandan o da bir sorununu ona içtenlikle açmamıştı"-aslında evliliğin gelişigüzel olduğunu belki de kitaptaki yanlış eylemin nedeninin bu olduğunu düşündürüyor. Kadının bir yandan kocasını aldattığını itiraf etmeyi düşünmesi öbür yandan da bu itirafın sonuçlarından korkması asıl olarak kitabın ana fikrini oluşturuyor. Bu ana fikir kitaptan örnek vermek gerekirse tam olarak şu cümleler kafi:"İçte tutulan gözyaşları akıtılanlardan daha acıtıcıdır" bir başka yerde "Ve bir şeyi saklamak, söylemekten çok daha ağırdır".Zweig'in yaptığı karakter tahlilleri sayesinde kadının bu ikilemini ruhumuzun derinlerine kadar hissettiriyor. Kitapta kadının eşinin kadına hatalarını anlatması için izlediği yol ne kadar tartışmaya açık olsa da nihayetinde başarıya ulaşıyor yaptığı plan. Ve karakterimiz her şeyi itiraf ediyor. Alacağı cezayı korkuya yeğliyor. Mantıklı olan da buydu zaten. Çünkü kitapta da geçtiği üzere: "Korku cezadan daha beterdir, ceza bellidir. Ağır da olsa hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir."