Fama

Konforun Diktatörlüğü!
Son insan liberal demokrasi taraftarı değildir. Rahatlık, huzur özgürlükten daha büyük bir değer taşır onun için. Liberal özgürlük fikrini zedeleyen dijital psikopolitikadan rahatsız olmaz. Sağlık takıntısı da kendisini sürekli olarak izlemesine yol açar. Kendi içinde bir iç diktatörlük, içsel bir kontrol rejimi oluşturur. İç diktatörlük biyopolitik gözetlemeyle karşılaştığında onu baskılanma olarak algılamaz, çünkü sağlık adına durmaktadır karşısında. Bu nedenle de son insan kendini özgür hisseder biyopolitik rejimde. Hükümranlık ve özgürlük tekrar örtüşür.
Sayfa 68
Hayata Dair
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bugün egonun hakimiyeti altındayız; onun sersemliğine, hatta sarhoşluğuna kapılmış durumdayız. Narsistik ego ötekinde her şeyden önce kendiyle karşılaşır. Dijital medyalar da ötekinin kayboluşuna katkıda bulunur. El altında hazır duruma getirmek suretiyle ötekinin direncini azaltırlar. Ötekini giderek daha az bir şekilde ötekiliği içinde algılarız. Öteki ötekiliğinden arındı­rıldığında ancak tüketilmeye yarar.
Sayfa 63
Hayata Dair
Aşka Övgü adlı kitabında Alain Badiou internetteki bir eş bulma sayfasının reklamına işaret eder: "Acı çekmeden aşık olmak çok kolay!" Acı olarak öteki ortadan kaybolur. Ötekini bir seks nesnesi olarak şeyleştiren tüketim niteliğindeki aşk acı vermez. Ötekini arzulamak olarak Eros'un karşıtıdır.
Sayfa 42
Hayata Dair
Acı düşünmeyi derinleştirir. Oysa derin hesaplama diye bir şey yoktur. Düşünmenin derinliği neden oluşur? Hesaplamanın aksine, düşünme dünyaya yeni bir bakış sunar, hatta başka bir dünya ortaya çıka­rır. Sadece canlı olan, acı çekebilen hayat düşünme yetisine sa­hiptir. Yapay zekada eksik olan tam da bu hayattır.
Sayfa 50
Hayata Dair
Hayatta kalma mücadelesinin karşısına iyi hayat kaygısını koymak gerekir. Hayatta kalma histerisinin hâkim olduğu toplum bir ‘ölememişler’ toplumudur. Ölemeyecek kadar canlı, yaşayamayacak kadar ölüyüz. Salt hayatta kalma kaygımızla biz de virüse, o ölememiş varlığa, sadece üreyen yani yaşamaksızın hayatta kalan varlığa benzeriz.”
Sayfa 27
Hayata Dair