Fama

Benim Hikâyem Sensin
8/10
·128 syf.··
2025 27. kitabı
“…inan bana aradığın hayal değilim ben, hiç değilim…” demişti Kadın. ne içindeyim zamanın, ne de büsbütün dışında; yekpare, geniş bir anın parçalanmaz akışında. Bundan en azından otuz yıl önce, küçük stüdyosuna uğrayan bir uşak, fotoğrafçıyı Şişli'de tramvay yolu üzerindeki evlerden birine çağırmış. Zengin eğlenceleri için daha uygun onca meslektaşı varken 'pavyon fotoğrafçısı' diye bilinen kendisinin neden arandığını merak ederek gittiği bu evde, fotoğrafçımızı karşılayan genç, güzel ve dul bir kadın, ona bir iş teklifi yapmış: Yüklüce bir para karşılığında, her gece Beyoğlu pavyonlarında çektiği yüzlerce fotoğrafın birer kopyasını sabah kendisine bırakmasını öneriyormuş fotoğrafçıya. Fotoğrafçı, biraz da meraktan kabul ettiği bu işin arkasında bir 'aşk hikâyesi' olduğunu sezerek, kumral saçlı, şehla gözlü kadını elinden geldiğince yakından izlemeye karar vermiş. İlk iki yılın sonunda, kadının daha önceden tanıdığı ya da resmini gördüğü belirli bir erkeği aramadığını anlamış, çünkü kadının her sabah elden geçirdiği yüzlerce fotoğrafın içinden arada bir seçip başka pozlarını, büyütülmüş fotoğraflarını istediği erkeklerin yüzleri de, yaşları da birbirini hiç tutmuyormuş. Daha sonraki yıllarda, biraz işbirliğinin verdiği yakınlık, biraz da sırdaşlığın verdiği güvenle, kadın, fotoğrafçıya açılmaya başlamış: "Bu boş suratlıların, bu anlamsız bakışlıların, bu ifadesiz yüzlerin fotoğraflarını boşu boşuna bana getirme!" diyormuş. "Hiçbir anlam, hiçbir harf göremiyorum onlarda!" “Gizli Yüz”ün doğum sancılarının ilk belirtileri yazarın “Kara Kitap”ında Karlı Gecenin Aşk Hikâyeleri adlı bölümünde bir pavyonda anlatılan böyle bir hikâyeyle başlıyor. Pamuk’un “Kara Kitap”ta 2 sayfada anlattığı bu hikâye yazarın kaleminde bir senaryoya, Ömer Kavur’un kamerasında bir filme,
Edebiyat
Gizli YüzOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20161,029 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
- Bir Yaşam Rehberi -
10/10
·222 syf.·
2026 41. kitabı
Alain de Botton, Kayıp Zamanın İzinde yolculuğu öncesinde yolumun kesiştiği bir isim oldu. Hakkında biraz araştırma yaparak edindiğim bilgilere kısaca yer verip ardından kitap hakkında fikirlerimi ifade etmeye çalışacağım. << Botton, 1969 doğumlu İsviçre asıllı İngiliz yazar ve düşünürdür. Eğitimini Cambridge Üniversitesi’nde tarih alanında tamamlamış, daha sonra felsefe, edebiyat ve sanat üzerine yazdığı denemelerle tanınmıştır. De Botton’ın çalışmaları akademik felsefe geleneğinden ziyade “popüler felsefe” ve “edebiyatı gündelik yaşamla ilişkilendirme” hattında konumlanır. Amaç, tanınmış düşünür ve yazarların fikirlerini teknik akademik dilden çıkararak günlük insan deneyimiyle bağlantılı hale getirmektir. De Botton ayrıca 2008 yılında “The School of Life” adlı kuruluşun kurucuları arasında yer almıştır. Bu kurum; duygusal zeka, ilişkiler, iş yaşamı ve kültürel düşünme üzerine içerikler üreten bir eğitim ve yayın platformudur. >> ---------- Proust’un Kayıp Zamanın İzinde serisi incelendiğinde, “zaman – hafıza – bilinç” temaları üzerine kurulmuş bir eser olduğu bilgisine ulaşıyoruz. Bu temaların ise doğrudan “yaşam deneyimiyle ilişkili” olduğunu söyleyebiliriz. Botton hakkındaki bilgilerde de görüldüğü üzere, yazarın çalışmalarını “gündelik yaşamla ilişkilendirme” üzerine konumlandırması, neden Proust’u ve eserlerini seçtiğini daha iyi anlamamızı sağlıyor. Proust hakkında tepkilere bakıldığında ise, seriyi okuyan okumayan herkesin zorlayıcı olması sebebiyle (kendim de dahil) yazara mesafeli duruşu dikkat çekiyor. Botton’un da aktardıkları arasında yer alan, yakın çevresine gönderdiği ilk serinin okunmadığını ya da yarıda bırakıldığı bilgisi; eserin anlaşılabilirliği ve incelenmesi üzerine farklı yaklaşımlara rastlanıyor. Serinin özellikle üne kavuşmasından sonra benzersiz yapısıyla
Edebiyat
Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir?Alain de Botton · Everest Yayınları · 2024688 okunma
Ancak ne yazık ki hala Freud dendiğinde herkesin aklına onun hiç kullanmadığı id, ego, süperego üçlüsü, libido ve bastırılmış cinsellik sorunu gelmektedir. Freud'u bu üçlüyle anmak, onu anlamamak için yeterlidir. Freud kuramını insanın içinde bulunduğu ortamdaki güçle ilişkisini, o gücü nasıl algıladığını ve o gücün nesnesi olmak biçimindeki varoluşsal durumunun yarattığı bilinç değişimlerini anlamak gerekliliğinin üzerine kurmuştur.
Sayfa 10 - Say Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
Kıranlar ve Kırılanlar
9/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 20:43
Kırılan geri döndürülemiyor. O kırıkla devam ediyor insan. Hayatı ikiye ayrılıyor: kırılmaktan öncesi ve sonrası. Ama kırılan sadece kırılan değil. Kıran da kırılıyor. Onun da hayatı ikiye ayrılıyor: Kırmaktan öncesi ve sonrası. Kırıklarımızın nevi farklı olsa da, kırığız işte, kıran ya da kırılanız. Bu hepimizin hayatı: Kırık Hayatlar. Konusu ne kadar buruksa üslubu o kadar enfes bir kitap. Aldatanın gözünden bir aldatma hikâyesi. Fakat bir konu bu kadar mı incelikle işlenir? Bir insanın ruhu nasıl böyle detaylı ve büyüleyici bir biçimde tasvir edilir? Öfkeden bırakacak olduğum kitaba beni geri çeken, yazarın muazzam üslubuydu. Halid Ziya Uşaklıgil; insan psikolojisinin ikilemlerini, iyi ve kötünün çatışmasını, bilinçdışının eylemlerimiz üzerindeki etkisini harika işlemiş. Hayatta aldığı kararların çoğunda rasyonel olduğu zannına kapılan -rasyonel olması da beklenen- ama irrasyonel bir pozisyonda olan insanı çırılçıplak sermiş önümüze. Toplum sahnesinde giyindiğimiz cafcaflı kostümleri soymuş, aynaya çevirmiş yüzümüzü. Başta kendimizi övmelere doyamadığımız "en iyi", "en güzel", "en başarılı" olan o aynadaki yüze; ama baktıkça utanılan, öfkelenilen, tiksinilen, hüzün duyulan bir yüz haline büründüğünde asıl gerçeğini idrak ettiğimiz o yüze: İyisiyle kötüsüyle... Bu arada yazarın bu kitaptaki üslubu Mai ve Siyah'takine göre çok daha ustalıklı görünüyor (zaten Mai ve Siyah, Kırık Hayatlar'dan 26 yıl önce yayınlanmış). Betimlemeleri ve psikolojik tahlilleri çok daha derin, çok daha gerçekçi hale gelmiş. Bazı yerlerde bir Peyami Safa, bir Ahmet Hamdi Tanpınar okur gibiydim. Edebiyat dolu okumalara meyledenlere tavsiyemdir.
Türk Edebiyatı
Kırık HayatlarHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20232,547 okunma
8/10
·416 syf.·
2026 106. kitabı
Dolanıklık, iki veya daha fazla parçacığın, aralarındaki mesafe ne olursa olsun birbirlerinin kuantum durumlarından anında etkilendiği, klasik fizikte karşılığı olmayan bir kuantum mekaniği olgusudur. Özetle; dolanıklık, atom altı parçacıkların kaderlerinin ortak olması ve birbirlerinden haberdar gibi davranmalarıdır. Bu olgu, parçacıkların tekil olarak değil, tek bir sistem olarak tanımlanabileceğini gösterir. Tanım aslında atomaltı parçacıklarının keşfinden sonra yapılmış ve fakat bizden eski bir olgudur. Işık hızı limitini yıkıp yerle yeksan eden büyük muammalardan biridir. Tıpkı hayatlarımızın bir sürü şeyle dolanık olması gibi. Bizde insan kavramı içine koyduğumuz tüm olgularla dolanık haldeyiz. Kültür dediğimiz şeyle, tarih dediğimiz şeyle, sosyal hayat dediğimiz şeyle,ahlak dediğimiz şeyle. Garip bir fenomen olarak varız bu dünyada. Varlığımız bir maddi gerçeklik ve fakat ‘yaşam’ tamamen bir etkileşimli ilişkiler kümesi. Yaşamı biz bizi yaşam biçimlendiriyor. Kuyruğunu yiyen Ouroboros gibiyiz. Toplumla ilişkimiz bu şekilde. Roman bir imparatorluğun son dönemleri anlatıyor. Avusturya-Macaristan imparatorluğunun son dönemleri. Savaşlar yıkımlar devrini tamamlamış bürokrasi ve sınıfsal ayrımlar. Bir ailenin üç kuşağı üzerinden bir toplumun değişen tarih ve şartlar karşısında etkilenen ‘yaşam’larını anlatıyor. Klasik bir roman kurgusu içinde. Karakterlerini sağlam bir zemine yaydığı için herbir karakterin yaşamış olduğundan en ufak şüphe duymuyorsunuz. Tüm söylenen söylenmeyen kurallar karakterleri etkilerken etkinin farklı sonuçlarını okuyorsunuz. ‘Yaşam’ içinde savrulan insan hayatlarının bulundukları coğrafi şartlar içinde kavrulduğunu ham’ken piştiğini ve yandıklarını görüyorsunyz. Elbette coğrafi şartların zamansal değişimini etkileyen karakterin varlığını
Radetzky MarşıJoseph Roth · Can Yayınları · 2024134 okunma