''Acaba''sı olmayan insanlar için bu dünyada hiçbir gizem yoktur. Ne doğum, ne ölüm, ne aşk, ne inanç, ne insan ruhunun karmaşıklığı... Onlar her şeyi bilirler.
Bilmeyenler ise Montaigne, Dostoyevski, Einstein, Nietzsche, İbni Rüşd gibi kafası karışık insanlardır.
İnsan denilen yaratığın zihninde yer etmiş olan; kendi renginin, inancının ve siyasetinin en doğrusu, en iyisi olduğuna ve dünyanın dört bir yanına dağılmış diğer tüm insanların kendisinden daha talihsiz konumlara sahip olduğuna inanmasını sağlayan o yaygın dar görüşlülük...
Haddim değil eleştiri yapmak ama düşüncemi söylemeden de geçemedim. Büyük umutlarla başlamıştım kitaba cümleler ilkokul seviyesinde bir çocuğa hitap eder şeklinde 248 sayfa boyunca devam edince ve bitince büyük hayal kırıklığı oldu. Cümlelerde yazanlar ilginç ama cümle kuruluş şekli çok başarısız. Diyalog zaten nerdeyse hiç yok. '' ....keşfetti.
.... evdekilere açtı. ......yalvardı. ......yanaşmadı. ....geri çevirdi. .....diledi. ......istedi. .......köşeye çekildi. .....verdi.
.......umudu kesti. ......avuttu. ......yalvardı. .....başladı.
......düştü. .......havale etti. ......elinden tutu. Bu bir sayfadaki cümle bitişleri ama bütün kitap böyle. Yaptı, etti , geldi, gitti, vurdu, kırdı, ağladı. Hayatımda ilk defa bu şekilde yazılan bir kitap okuyorum hiçbir edebi değeri yok (nacizane fikrim). Ailedeki her bir üye çok değişik kimleri düşünerek yazılmış nasıl bir ruh haliyle yazılmış merak ediyorum. Şaşırarak ama yorularak okudum. Bir süre sonra yaptı , etti, gitti, geldi, vurdu vs insanı yoruyor.