Yaşamınızdaki üzüntülerin ve dramaların kaynağında kişisel algılamak ve varsayımda bulunmak vardır. Bu cümlenin gerçekliği üzerinde bir an olsun düşünün.
Kanunsuz birleşmeler iki kişi arasında işlenir. Bundan dolayı bu günahın iki cinsce tam olarak paylaşılması gerekmez mi? Hayır. Erkek bu işlenen günahtan üzerine hiç toz kondurmadan güler yüz ve temiz yürekle çıkar. Ve kadına karşı olan üstünlüğünü büyük bir kahramanlık gibi övünerek etrafına anlatır. Ayıbın bütün yükünü düşmüş olan dişiye yükletebilir. Kadın için rezalet olan bir şey erkek için hemen hemen yiğitliktir.
Çok kasvet, depresif bir havaya soktu beni öyküler. ‘Babama Mektup’ ve ‘Demiryolu Hikayecileri’ en sevdiklerim.
Toplumla uyum sağlayamayan, başkaldıran ve yenilen kahramanlar, acımasız yaşam oyununu yitiren küçük insanlar. Bu kişilerin öyküleri trajiktir, dramatiktir. Yaşamda dikiş tutturamayan sekiz kişinin, dikiş tutturamayan yaşamın öyküleri bunlar.(Önsöz)