Sizin benimle ilgili düşündüklerinizin, benim için bir önemi yoktur. Sizin düşüncelerinizi ben kişisel algılamam. İnsanlar, bana "Miguel sen iyisin" dediklerinde de kişisel algılamam,
"Miguel sen en kötüsün" dediklerinde de kişisel algılamam.
Siz mutluyken bana "Miguel, sen bir meleksin" diyeceğinizi bilirim. Ama bana kızgın olduğunuzda "Oh Miguel, sen seytanın tekisin! Çok kötüsün. Bu tür şeyleri nasıl söyleyebilirsin?" dersiniz.
Her iki halde de söyledikleriniz beni etkilemez. Çünkü ben ne olduğumu biliyorum. Kabul görmek, onaylanmak gibi bir ihtiyacım yok. Birisinin bana kim ve ne olduğumu söylemesine ihtiyaç duymuyorum.
Kendi içimdeki Tanrı enerjisinin varlığını kabul etmekteki pozitif mantığı anlar anlamaz, bu bana, başkalarına fazlasıyla saçma göründüğü ölçüde kafirce görünmedi. Aslında sınırlayıcı eğitimim ve dar düşünce sistemleri, uyumun ve huzurun daha derin ve gerçek olanağını anlamamı engellemişti.
Derin düşüncelere dalıyorum. Dünyadaki herkesi çok seviyorum. Şu anda bir yerlerde beni bir kadının beklediğini ve sakin sakin, ağır ağır ilerlersem onu bulabileceğimi biliyorum.
Yaşamınızdaki üzüntülerin ve dramaların kaynağında kişisel algılamak ve varsayımda bulunmak vardır. Bu cümlenin gerçekliği üzerinde bir an olsun düşünün.