"Kitaplar senin mi?" dedi. "Evet" dedim. "Niye okuyorsun?'; "Nasıl
yani?" dedim! "Kitaplardan nefret ediyorum. İnsanların aklını çeliyor"
diye devam etti. "Belli belli, polis olmuşsun daha ne olsun" dedim.
Yani din, kiliseye gitmek, birtakım inançlara ve dogmalara sahip olma meselesi değildir. Din bambaşka bir şey olabilir, zihnin asırlardır süregelen bu muazzam geleneklerin tümünden, bütünüyle arınması olabilir çünkü doğruyu, gerçeği ve zihnin tasarılarının ötesindekileri ancak özgür bir zihin bulabilir.
Zihin, belli bir hali bir sorunun çözümünü ararken, ya da mistik bir veya başka bir türlü bir deneyimi arzularken halihazırda istediğine gebedir. Ve aradığına halihazırda gebe olduğundan, onu formüle ettiğinden arayışı son derece anlamsızdır. Ve zihni bir sonuca varmak için bu arzudan kurtarmak en güç şeylerden biridir.
"Zihin tüm koşullandırmalardan arındığında, hakikatin, Tanrının ya da ne derseniz onun, yaratıcılığın doğduğunu göreceksiniz ve ancak böyle bir zihin, durmaksızın bu yaratıcılığı deneyimleyen bir zihin farklı bir bakış, farklı değerler, farklı bir dünya meydana getirebilir."