Çok güzel bir kız olan Cemile; zengin bir aileye gelin olarak gitmiştir. Soylu bir ailenin gelini olan Cemile kendine güvenen, kimseden lafını esirgemeyen, güçlü, yorulmak bilmeyen, her işten anlayan oldukça güzel bir kadındır. Cemile’nin kocasının adı Sadık’tır. Evlendikleri yıllarda II. Dünya Savaşı başlamış, Cemile’nin kocası da savaşa katılmıştır. Savaş başlayalı üç yıl olmuştur.
Bir gün Sadık'ın erkek kardeşi ve Cemile askerlere tahıl taşıma işine girişirler. Cemile ile Keçine Balâ (küçük görümce yani Sadık'ın erkek kardeşi) ’nın yanında cepheden yeni gelen Danyar adında eski bir asker de vardır. Danyar, sürekli dalgın olmasına rağmen, çok hızlı çalışan ve işini iyi yapan bir adamdır. Cemile, Keçine Bala ve Danyar her gün at arabalarıyla istasyona tahıl taşımaktadır.
Hiç konuşmayı sevmeyen Danyar bir gün içli bir türkü söyler. Cemile dayanamayıp at arabasına Danyar'ın yanına oturur. Ona doğru yanaşır ve başını Danyar'ın omzuna koyar. Keçine Balâ ise onların bu halinden çok etkilenir. Böylece Danyar ve Cemile bu yolculukta birbirlerine duygusal olarak yakınlaşırlar.
Kitap Cemile'nin küçük erkek görümcesi yani Keçine Balâ'nın ağzından anlatılmaktadır. Okurken o kadar güzel bütün duyguları hissettirdi ki. Tam bir taşra hikayesiydi. Bütün gerçekliğiyle ve hissettikleriyle okuyucuya aktarılmış. Eğer Danyar ve Cemile'nin neler yaşadıklarını ve kitabın sonunda ne olduğunu bilmek istiyorsanız kitabı okumanız gerekecek. İyi okumalar :)