İçinde küçük küçük hikayeler ve masallar barındıran hoş bir kitap. İsmini de bu Masalların birinden almış. Sabahattin Ali’nin üç romanını da büyük bir keyifle okumuştum. Benim için çok özel bir yazar. İlk kez okuduğum hikayeleri de topluma ayna tutan cinsten. Cemiyetten dışlanan, haksızlığa uğrayan, kandırılan insan manzaraları ile dolu. Toplumun kendi elleriyle oluşturduğu çarpık düzeni yine kendi elleriyle yıkmasının anlatıldığı “Sırça Köşk” masalı en vurucu bölümdü. Kitabı okurken yazarın döneminde gelişen siyasi olaylara ve sağlıksız sosyal ilişkilere karşı aldığı tavır net bir şekilde anlaşılıyor.
Yazarın alışık olduğumuz tazının tamamen dışında kalmış bir çalışma. Tarihi kurgu romanı okuyacağım diye beklerken farklı bir kitap çıktı karşıma. Bunu fark ettiğim andaki şaşkınlık yerini meraka bıraktı, sayfalar ilerledikçe merakın yerini hayal kırıklığı aldı. Açıkçası bu kitabı okumadan önce yazarın üç muhteşem kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. Yazarın bendeki kredisi büyük yani. Bu kitabında da beklentim yüksekti doğal olarak fakat beklentimin oldukça altında kaldı.
Tür olarak distopik bir roman. Bir zamanlar büyük ilerlemeler kaydetmiş bir toplumun günümüz insanlığına sağladığı üstünlük konu ediliyor. Ama olay örgüsü fazla uçuk geldi bana, karakterlerin sıradanlığı da romana ısınmama engel oldu. Beklenti yüksek olunca hayal kırıklığı da büyük oluyor ne yazık ki. Yine de seviliyorsun Maalouf, yerin kıymetli…