Yazarın kendisi Tıp Fakültesi mezunu. Kitap içeriğindeki 9 hikaye 1920'li yıllarda "Tıp İşçisi" dergisinde yayınlanmış, dolayısıyla bu hikayelerin kurgusal bir metin olduğunu düşünmüyorum. Büyük ihtimal 18 ay doktorluk görevini yaptığı sırada not aldığı anıları bunlar yani az da olsa otobiyografik özelliği var. O dönem Tıp Fakültesi mezunları askerlik görevini gerçekten de ülkenin ücra köşelerindeki köylerde yapıyormuş.
Sorun şurada; bu yeni mezun olmuş doktorlar teorik olarak donanımlı olsalarda pratik olarak çok yetersizler. Ellerine neşter almadan yada bir kadına hiç doğum yaptırmadan, kendisinden başka hiçbir doktorun olmadığı ülkenin ücra bir köşesindeki hastaneye gönderiliyorlar. Yaşadıkları korkuyu, çaresizliği düşünebiliyor musunuz? "Kapı çalmasın, hasta gelmesin, ne halt yerim yoksa " diye tedirginlik içinde kıvranma yaşamaları, o gergin ruh hali kitapta harika anlatılmış. Bu yönüyle güçlü bir psikolojik yönüde var kitabın.
Kitapta anlatılan vakalar çok gerçekçi. Özellikle kitabın ilk hikayesinde ki ampütasyon sahnesi çok sarsıcı. Morfin adlı hikayede doktorun giderek morfin bağımlısı olması olağanüstü betimlenmiş. Bolca kar, tipi, soğuk karanlık, tedirginlik, korku ve dram dolu bir kitap, tavsiye edilir.